Bade Harabul Basra
- Murat Durdu
- 13 Şub
- 1 dakikada okunur
"Bade Harabul Basra" (veya en doğru yazılışıyla "Ba'de harâbi'l-Basra" ya da "Bad'el harâb'ül-Basra"), Arapça kökenli bir deyimdir ve Türkçede yaygın olarak kullanılır.
Anlamı:
"Basra harap olduktan sonra" anlamına gelir. Günlük dilde tam olarak "iş işten geçtikten sonra", "olan olmuş, artık fayda etmez", "pişmanlık fayda etmez" veya "çok geç kalmış bir çaba/yardım" demektir. Yani bir şey tamamen mahvolduktan, yok olduktan sonra yapılan yardım, pişmanlık veya çözüm girişimi anlamsızdır.
Kökeni ve Hikayesi
İki ana rivayet vardır:
Tarihi rivayet (en yaygın kabul edilen):
Moğol istilası sırasında (13. yüzyıl) Basra'nın (veya Bağdat'ın) yakılıp yıkılmasından sonra, halk bir âlime "Ne yapalım?" diye danışır. Âlim de "Ba'de harâbi'l-Basra" diyerek, "Şehir harap olduktan sonra neye yarar?" anlamında cevap verir. Yani artık yapacak bir şey kalmamıştır.
Halk arasındaki meşhur hikaye (derviş anlatısı):
Fakir bir derviş Basra'da aç kalır, kimseye ekmek bulamaz. Bir kasap alaycı şekilde çiğ et verir. Derviş eti pişirmek için ateş ister ama kimse vermez. Sonunda Allah'a dua eder: "Bana ateş ver." Derken büyük bir yangın çıkar, Basra harap olur. Herkes kaçışırken derviş yangından ateş alıp etini pişirir. Daha önce yardım etmeyenler "Sonunda ateşi buldun!" deyince derviş "Bade harabül Basra!" der, yani "Basra harap olduktan sonra mı ateş buldunuz?"
Bu deyim eskiden beri edebiyatta, siyasette, günlük konuşmada sık kullanılır – bazen ironik, bazen eleştirel anlamda. Örneğin "Şimdi yardım ediyorsun ama bade harabül Basra!" gibi.




Yorumlar