Büyük Koku ve Kokan şehir
- Murat Durdu
- 24 Mar
- 1 dakikada okunur
1858'de Londra'da yaşanan "Büyük Koku" (The Great Stink) olayı, Viktorya dönemi Londra'sının en ünlü çevresel ve sağlık felaketlerinden biridir. Temmuz ve Ağustos aylarında, aşırı sıcak bir yaz dalgası sırasında Thames Nehri'nden yayılan dayanılmaz koku şehri adeta felç etti.

Neden Oldu?
Yüzyıl ortalarında Londra'nın nüfusu hızla artmıştı (2,5 milyonu aşmıştı) ve şehirde modern bir kanalizasyon sistemi yoktu. İnsan dışkısı, endüstriyel atıklar, ölü hayvanlar ve evsel çöpler doğrudan Thames Nehri'ne dökülüyordu.
Sıcak hava (gölgede 34-36°C'ye ulaşan sıcaklıklar) nehir suyunun seviyesini düşürdü, biriken atıklar güneş altında fermente olup kokuşmaya başladı.
Nehir kıyılarında metrelerce kalınlığında dışkı tabakası oluştu ve koku tüm şehre, özellikle Westminster bölgesine yayıldı.

Etkileri Ne Kadar Şiddetliydi?
Koku o kadar yoğundu ki insanlar Thames'e yaklaşınca kusuyordu. Parlamento binasında (Houses of Parliament) oturumlar yapılamaz hale geldi; perdeler kireç klorür ile ıslatıldı, milletvekilleri mendillerle burunlarını kapattı veya kırsala kaçtı. Kraliçe Victoria bile nehir geçişlerinde kokudan etkilendiği kaydedildi.
Miasma teorisi
Dönemin yaygın inanışı "miasma teorisi" idi: Kötü kokuların hastalık (özellikle kolera) yaydığı düşünülüyordu. Gerçekte kolera su yoluyla bulaşıyordu ama bu olay halk sağlığını gündeme getirdi.

Sonuçları ve Çözümü
Bu kriz, yıllardır tartışılan ama ertelenen sorunu çözdü. Hükümet 18 günde rekor hızla yasa çıkardı ve mühendis Joseph Bazalgette'e dev bir kanalizasyon sistemi kurma görevi verildi.
1860'larda inşa edilen sistem (toplam 2100 km tünel ve boru) atıkları şehir dışına taşıdı.
Maliyeti yaklaşık 6,5 milyon sterlin (o dönemin parasıyla devasa bir rakam) idi. Bu sistem bugün hâlâ Londra'nın büyük kısmında kullanılıyor ve modern kanalizasyon mühendisliğinin temel taşlarından biri kabul ediliyor.
Kısacası, 1858'deki bu "koku felaketi" Londra'yı kokudan kurtarmak için değil, politikacıların kendi burunlarının dibinde dayanılmaz hale gelmesi sayesinde büyük bir altyapı devrimi başlattı. Tarihin en ilginç "krizden doğan ilerleme" örneklerinden biridir.




Yorumlar