top of page

İmamı Rabbani'den inciler

  • Yazarın fotoğrafı: Murat Durdu
    Murat Durdu
  • 30 Ağu 2025
  • 3 dakikada okunur

Ahmed Sirhindî, 14 Şevval 971’de (26 Mayıs 1564) Doğu Pencap’taki Sirhind’de (Serhind) doğdu. Ahmed Sirhindî, Nakşibendiyye tarikatı mensupları arasında İmâm-ı Rabbânî (ilâhî bilgilere sahip âlim) ve “müceddid-i elf-i sânî” (hicrî II. binyılın müceddidi) unvanlarıyla tanınır. Soyunun ikinci halifeye dayandığını iddia eden Kâbil asıllı bir aileye mensuptur.


Tasavvufa ve özellikle vahdet-i vücûda dair birkaç risâlenin müellifi olan babası Çiştiyye ve Kādirî şeyhi idi. [TDV Ansiklopedisi]


Rabbani ne demek?


Rabbani anlamı; Kendisine ilim ve hikmet verilmiş, ilmi ile amel eden, ilim ve amel bakımından eksiksiz ve kâmil, olgun âlim demektir.


Ahmed Sirhindî, İmamı Rabbaniden İnciler


Hz. Muhammed tarafından irşad belgesi verilmesi.


"İmam Rabbani", Resulullah'ın kendisine şöyle bir müjde verdiğini anlatıyor: ''Sen kelam ilminde müctehid olanlardansın. Allah teala kıyamet gününde senin şefaatinle binlerce kişiye mağfiret edecek.'' Resulullah mübarek elleriyle bana bir irşad belgesi yazdı ve şöyle buyurdu: ''Böyle bir belgeyi senden önce hiç kimseye yazmadım.'' (Kaynak: Abdulmecid hani, hadaikul verdiyye- nakşi şeyhleri, sayfa 643, semerkand yayınları)


Bu cümlelere göre o tarihlerde hayatta olmayan Peygamber "İmam Rabbani"ye insanlara hak yolu gösteren, dünya ve âhiretle ilgili zarar ve yararları anlatan bilgiler vermiştir!!!


Kimsenin bilmediği ilimler verilmesi


"İmam rabbani" şöyle anlatıyor: "Bende meydana gelen ilimler ve marifet halleri velayet halinin dışındadır. Onlar ancak kaynağı Rasulullah olan peygamberlik nurlarının ışığından elde edilmiştir. İkinci bin yılın müceddidini tabilik ve veraset yoluyla yerine getirdim. Velayet ehli alimler bunu anlamaktan acizdirler. Çünkü bu alimlerin ilimlerinin ve evliyanın marifet durumlarının dışında bir şeydir. Hatta onların ilimleri bu ilimlere göre kabuk, bu ilimler ise özüdür. Bu ilimler şeriata aykırı değil, bilakis dinin esası yüce ve ulu Allah'ın zatının ve sıfatlarının ilminin özüdür. Büyük zatlardan hiç kimseye bu ilimler hakkında söz etmedi. Yüce Allah bu ilimler için ben aciz kulunu seçti"... (Kaynak: Abdulmecid hani, hadaikul verdiyye- nakşi şeyhleri, sayfa 645, semerkand yayınları)


Allah, İmam Rabbani'yi vesile edinenleri bağışlayacağını bildirmiş


Allah, İmam Rabbani'yi vesile edinenleri bağışlayacağını bildirmiş. İmam rabbani açıklıyor: "Allah kıyamet gününe kadar bizim aramıza katılacak olan erkek ve kadınları bana haber verdi. Benim bu bağlılığım kıyamet gününe kadar evlatlarım yoluyla devam edecektir. Hatta imam mehdi de bu bağlıların arasında olacaktır. Bir defasında zikir halkasında arkadaşlarımla beraberdim. Birden aklıma bir kusurum geldi. Bunun üzerine bana cenabı Allah tarafından şöyle ilham edildi: Ben seni ve senin vasıtanla bana dolaylı veya direkt olarak kıyamet gününe kadar tevessüd edenleri (dayananları) bağışladım"(Kaynak: Abdulmecid hani, hadaikul verdiyye- nakşi şeyhleri, sayfa 647, semerkand yayınları)


Mutluluk şeyhin rızasına kavuşma


Mutluluk şeyhin rızasına kavuşmaktaymış. "Sûrâ sûresi onüçüncü âyetinde meâlen, ''Allahü teâlâ, diledigini seçerek kendine kavuşturur'' buyuruldu. Talib olanların, arada vasıta olmadan (Allah'a) kavuşmaları çok güçtür. Cezbe ve sulük nimetlerine kavuşmuş olan fena ve beka ile şereflenmiş olan (seyri ilallah, seyri fillah, seyri anillahi billah, seyri fil eşyai billah yollarını geçmiş olan) bir vasıtanın yardımı lazımdır. Bunun cezbesi, sülûkünden önce olmus ise ve murâdlardan olarak yetisdirilmis ise, bulunmaz bir ni’metdir. Onun sözleri, ölmüs kalbleri diriltmek için devâdır. Bakısları sifâdır. Tas kesilmis kalbler, onun muhabbetine kavusmakla yumusak olur. Böyle devletli bir rehber ele geçmezse, meczûb olan sâlik de, büyük bir ni’metdir. Bu da tâlibleri yetisdirebilir. Onun yardımı ile, Fenâ ve Bekâ ni’metine kavusurlar. Fârisî beyt tercemesi: Gökler, Arsa bakılırsa asagıdır. Yoksa, topraga göre, çok yüksekdirler. Allah'ın lutfuyla olgun ve oldurabilen bir zat ele geçerse onun şerefli vücudunun kıymeti bilinmelidir. Kendini ona tam teslim etmelidir. Kendi saadetini onun rızasına kavuşmakta aramalıdır. Onun razı olmadığı şeyleri kendi için felaket bilmelidir. Kısaca, bütün istekleri onun rızasına kavuşmak olmalıdır..." (Kaynak: İmam Rabbani: Mektubat, 292.mektup, Sayfa: 462)


Abdest suyunu müritlerine içirmesi


"İmam rabbani" kullanılmış abdest suyunu yakınlarına içirmek için rüyasında  kullanılmış abdest suyunu müritlerin içmeleri gerektiğini yoksa onların büyük zarara uğrayacaklarını gördüğünü söylemiştir. Gördüğü saçma rüyayı uygulayarak üç kez kullandığı abdest suyunu  dördüncü kez abdest için niyet etmeden kullanıp, içmeleri için sevdiklerine vermiştir. bu akıl almaz olayı da kitabında şöyle anlatmıştır. ''Bu fakir, dehli şehrine son gittiğim zaman bu iş başıma gelmişti. Sevdiklerimizden bir kaçına rüyada, bu fakirin abdestte kullandığı müsta'mel sudan (abdestte kullanılmış su) içmelerinin lazım olduğu, içmezlerse büyük zarar görecekleri bildirilmiş. Böyle şey olmaz diye çok karşı geldi isem de, faydası olmadı. Fıkıh kitaplarına baktım. Kurtuluş yolunu şöyle buldum ki, üç kere yıkadıktan sonra, (kurbet) yani sevap kazanmak niyet etmeden, dördüncü yıkamak ile kullanılan su  müsta'mel olmuyor. Bu sevdiklerimizin yalvarması üzerine niyet etmeden dördüncü yıkamakta kullanılan suyu içmek için kendilerine verdim.” (Kaynak: İmam Rabbani: Mektubat, 29 Mektup)


Müçtehitlerin hatalı fetvalarının sevap olması


"Evliya'nın keşfinde hata etmesi, müçtehitlerin içtihatlarında yanılması  gibidir, kusur sayılmaz. Belki hata edene de  bir derece sevap verilir. Yalnız şu kadar fark vardır ki müçtehidlere uyanlara, onların mezhebinde bulunanlara da hatalı işlerde sevap verilir. Evliya'nın yanlış keşiflerine uyanlara sevap verilmez. Çünkü ilham ve keşf ancak sahibi için senettir, başkalarına sened olamaz. Müçtehidlerin sözü ise mezhebinde bulunan herkes için seneddir. O halde evliya'nın yanlış ilhamlarına keşflerine uymak caiz değildir. Müçtehidlerin hata ihtimali olan sözlerine de uymak caiz, hatta vaciptir." (Kaynak: İmam Rabbani: Mektubat, 31. Mektub)


Yorumlar


bottom of page