top of page

Deve sidiği rivayeti

  • Yazarın fotoğrafı: Murat Durdu
    Murat Durdu
  • 21 Ağu 2025
  • 6 dakikada okunur

"…Hz. Enes anlatıyor: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından bir grup Medine'ye gelip Medine'nin havasının kendilerine iyi gelmediğini söyleyerek tedavi talebinde bulundular.


Hz. Peygamber (s.a.s.) de onlara yönelik bir tedavi olmak üzere "likah" adı verilen deve türünün sütü ve idrarını içmelerini tavsiye etti. (Bir müddet sonra Medine'nin havası onlara dokundu ve hasta oldular. Şikâyetleri üzerine Hz. Peygamber (a.s.m),) çobanlarıyla birlikte Medine'nin dışına çıkıp, develerin sütlerinden ve sidiklerinden içmelerini öğütledi. Adamlar bir müddet develerin süt ve sidiklerinden içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Derken, çobanları öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler.


Olaydan haberdar olan Hz. Peygamber (s.a.s) birkaç adam peşlerine taktı ve nihâyet onları bir yerde yakalayıp getirdiler. (Hz. Peygamber (s.a.s.) onlara hakettikleri ağır bir cezayı tatbik etti.) Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti... Ebû Kilabe şöyle der: "Bunlar hırsızlık yaptılar, öldürdüler, imandan sonra mürdet oldular, Allah ve Resûlu ile savaştılar."


Deve
Deve

Buhârî, Vudû', 66; Tıp,5- 6; Diyat, 22; Müslim, Kasame, 9-11; Ebu Davud, Hudud,3; Tirmîzî, Taharet, 55, Nesaî, Tahrimu'd-dem, 8-9.


Hadis, Sahih-i İbn Huzeyme, Sünen-i Darekutni, Taberani'nin M'ucem'ul-Kebir, Sahih-i İbn Hibban gibi diğer birçok hadis kaynağında da geçmektedir"


(Kaynak:


Denildikten sonra, bu akla ziyan rivayet ve hadisin içerdiği önermeler itibariyle doğruluğunu ispat ve açıklamak maksadıyla şunlar söylenmektedir :


"Buna göre Said b. Cübeyr konu ile ilgili bir soruya verdiği cevapta şu husûsları beyan etmiştir: Urene denilen yere mensup bir grup, Müslüman olmak için değil, hile yapmak için Rasûlullah (s.a.s.)'a gelerek "Sana İslam üzere bey'at ediyoruz" dediler. Hâlbuki onlar aslında yalan konuşuyorlardı. Onların asıl maksatları Müslüman olmak değildi. Daha sonra da Medine'nin havasının kendilerine iyi gelmediğini söyleyerek tedavi talebinde bulundular. Hz. Peygamber (s.a.s.) de onlara yönelik bir tedavi olmak üzere "likah" adı verilen deve türünün sütü ve idrarını içmelerini tavsiye etti. Durum böyle cereyan ederken birden bire Hz. Peygamber'e doğru gelen bir şahıs onların çobanı öldürdüklerini ve hayvanlarını götürdüklerini haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, sahabilerin atlarıyla hareket edip onların peşine düşmelerini emretti. Daha sonra yakalayıp Medine'ye getirdiler. Hatta bu olay üzerine Maide sûresi'nin şu âyeti nazil oldu: { إنما جزاء الذين يحاربون الله ورسوله} "Allah ve Resûlu ile savaşanların cezası…"(6)Daha sonra onlara kısas yapıldı.(7)


Özetle tercüme ettiğimiz bu metne göre Said b. Cübeyr'e soru soranlar ile cevap veren Said b. Cübeyr, bu gruba "muharibin" yani "savaşanlar" adını vermiştir. Ayrıca Taberi, kıssayı anlattıktan sonra yaptığı değerlendirmesinde bu olaydan hareketle Müslümanlara karşı savaşan mürtedlere Müslümanlara reva gördükleri uygulamaların yapılabileceğinden bahsetmektedir. Buna göre deve idrarını içme talebi, iman getirmediği halde Müslüman olduğunu söyleyerek savaş hilesi yapan bir grubun teslimiyetinin ölçülmesine yönelik bir sınav, ya da bir stratejik manevraya karşı başka bir manevra olarak da değerlendirilebilir. 


Yok, eğer durum, savaş stratejisi ve hilekâr bir gruba karşı alınan bir tedbir olarak değil de normal bir tedavi durumu olarak gösterilse, bu durumda bile hadiste umûma yönelik bir hüküm değil, özel hastalığa yönelik bir özel tedavi önerildiği söylenebilir. Nitekim yukarıda naklettiğimiz farklı rivâyetlerde geçtiğine göre onların şikâyeti karın ağrısı ve "zerebe" adı verilen hastalık idi. "Zerebe" ise midede vuku bulan bir hastalık adıdır. Bu da midedeki yiyecekleri hazm etmeye engel olan bir hastalıktır. Tedavi amaçlı içki dışında necisin helal olduğu burada ortaya çıkmaktadır. Zira Hz. Peygamber (s.a.v.) "idrar temizdir" dememiştir. Sadece tedavide kullanılabileceğini beyan etmiştir.


Abdullah b. Abbas ve Enes b. Malik bu hadisi rivâyet etmiştir. İmam Nevevî bu hadise sahih demiştir. Bu nedenle hak mezhepler bu hadisten hareketle bazı fıkhî ictihatlarda bulunmuşlar ve necasetle ilgili bazı hükümler istinbat etmişlerdir. Örneğin Maliki ve Ahmet b. Hanbelin mezhebine göre eti yenen hayvanların idrarı temizdir. Şafiiler buna itiraz etmişler ve şöyle demişler: Bevl ancak tedavi için temizdir. İbn Arabi, "bazı hastalıklar ve bazı şahıslar için bazı memleketlerde deve idrarı şifadır. İçki hariç tedavi necis ile caizdir" demiştir. 


Ve'l-hâsıl hadis, umuma hitap eden bir hadis değil, özel bir hastalığa yakalandığını ifade eden ve rivâyetlerden de anlaşıldığı gibi iyi niyetli olmayan bir gruba yönelik ifade edilen husûsî bir hükmü ihtiva etmektedir. Hadisin delalet ettiği hüküm genelleştirilse bile ancak ve ancak özel bir hastalığa karşı bir tedavi usûlü olarak değerlendirmek mümkün olacaktır. Bu sebeple İslam ümmetinden hiçbir âlim ve hiçbir cahil bugüne kadar bu hadise dayanarak idrar içmeyi umumî bir adet olarak telakki etmemiştir. Bu nedenle hadis üzerinde şöhret ve kuvvet kesp etmeye gayret gösteren malum şahsın bir şişe deve idrarı ile gelmesi ve muhatabına "al şu idrarı iç" demesi, onun İslam ahlakından nasibini almadığını gösterir. Bugün ki batı tıp ilminde böbrekteki taşlar için biranın faydalı olduğu belirtilmiştir. Burada içkinin necis olduğuna dair âyetler sabitken buna herhangi bir itiraz yapılmazken, idrarın tedavide kullanıldığına neden itiraz edilmektedir? Batı bilim adamlarının henüz ispat edilmemiş teorilerine bile iman ve teslimiyetle bağlanan bu şahıslar nezdinde Hz. Peygamber (s.a.v.) bir batı bilim adamı kadar bilgiye sahip değil midir? Üstelik günümüzdeki ilaç sektöründe ve mamulâtında necis maddelerden oldukça fazla istifade edildiği herkesin malumudur. Kaldı ki hastalık, mikrop ve pislikten kaynaklandığına göre bir mikrobu daha büyük bir mikropla öldürmenin ne dine, ne akla, ne tıbba ne de felsefeye aykırı bir tarafı bulunmaktadır. Aksine iddia edenler ya cahildirler, ya da haindirler. Cahil iseler medyada tartışmaya çıkmak yerine en yakın doktora ve eczacıya müracaat etmeleri, hain ise de Allah'tan korkup derhal tevbe etmeleri gerekir. Aksi takdirde dünyada rezil ve rüsva, ahirette de çetin azaba maruz olmaktan başka karşılıkları olmayacaktır.


Dipnotlar


1-Buhârî, Vudû', 66; Tıp,5- 6; Diyat, 22; Müslim, Kasame, 9-11; Ebu Davud, Hudud,3; Tirmîzî, Taharet, 55, Nesaî, Tahrimu'd-dem, 8-9.

2-Tirmîzî, Taharet, 55,

3-İbn Mâce, Babu Ebvâli'l-İbli, II, 1158.

 4-İbn Hanbel III, 107,163.

5-Taberî, Camiu'l-Beyân, X, 246.

6-Maide, 5/33.

7-Buharî, Vudu, 66; Tıp,5- 6; Diyat, 22; Müslim, Kasame, 9-11; Ahmed b. Hanbel III/107,163; Ebu Davud, Hudud,3; Tirmîzî, Taharet, 55, Nesaî, Tahrimu'd-dem, 8-9.


Soru&Yorum :


Sahih (gerçek) mi? yoksa uydurma mı? olduğu konusunda fikir birliği olmayan "deve sidiği" içme rivayeti ve bu rivayeti doğrulamak için kullanılan argümanlar kaynakta verilen internet sitesinde yukarıda aynen aktarılmıştır.


  • Ukl veya Ureyne kabilesi halkından bir grup diye belirtilen şahısların, "aslında müslüman olmak için geldikleri ilk rivayette" belirtilmemişken sonradan, Said b. Cübeyr adlı kişi konu ile ilgili sözde bir soruya verdiği cevapta adı geçen grubun "Müslüman olmak için değil hile yapmak için geldikleri" iddisını belirtmiştir. Bu şahıs ne zaman ve neden bu iddiayı ilave etmiş olabilir?


  • Müslüman olmak için direkt Rasulullahı mı görmek gerekiyordu?


  • Rasulullah karşısına gelen herkese ölçüp biçmeden tavsiye mi veriyordu? Bunlar olurken yanında başka kimse yok muydu?


  • "Medine'nin havasının kendilerine iyi gelmediğini söyleyerek tedavi talebinde bulundular" iddiası sadece bu şahıslar için olabilir mi? Başka şehrin havası iyi gelmeyen kimse olmadı mı? Rasulullah onlara da aynı tavsiyeyi verdi mi? Bugün o bölgede halen mide rahatsızlıkları için deve sidiği içilmesi uygulaması var mıdır?


  • Said b. Cübeyr'in bu grubu "muharibin" yani "savaşanlar" olarak belirtmesi grubun hangi tavır ve hareketlerinden kaynaklanmıştır? Ve öyle savaşçı ve hilekar bir grup Rasulullaha bu kadar yaklaşabiliyorsa acaba Rasulullah dahil kimse farkına varamadı mı? Savaşçı hilekarlar masum bir şekilde mide ağrısı mı beyan eder? yoksa daha karmaşık kavga veya çatışma yaşanmaz mıydı?


  • Müslümanlara karşı savaşan mürtedlere Müslümanlara reva gördükleri uygulamaların yapılabileceğinden bahsedilidiğine göre mürtedler müslümanlara deve sidiği mi içiriyorlardı?


  • Hile yapan bir grubun teslimiyetini ölçmek için uzakta bir yerde deve sidiği içmelerini söylemek ne kadar mantıklıdır? Ayrıca Rasulullah böyle pis bir uygulamayı başka kimler için tavsiye etmiştir?


  • Mide rahatsızlığı için gelen birine Rasulullah sırf imanlarını sınamak için böyle bir şeyi önerecek kadar zalim olabilir mi? Rasulullah başka kimlere iman testi uyguladı? Sahabelerden dinden dönen, savaşlara katılmayan, savaşta kaçanlar olmadı mı! Sidik içip içmemeyle iman testi mi olur?


  • "Midemiz rahatsız" demek nasıl bir stratejik manevra olabilir? Hilekar ve savaşçılar başka yalan veya bahane bulamadılar mı? Ya da sessizce çekip gidemediler mi? Müslüman olmaya gelen herkes orada mı ikamet etmeye başlıyordu? Müslüman olsun olmasın sessizce geri dönemezler miydi?


  • "Batı bilim adamlarının henüz ispat edilmemiş teorilerine bile iman ve teslimiyetle bağlanan bu şahıslar nezdinde Hz. Peygamber (s.a.v.) bir batı bilim adamı kadar bilgiye sahip değil midir?" sorusu ne derece mantıklıdır? Kur'an'da tanımlanan Rasulullah doktor ve bilim adamı değildir. Ancak o kültürün içinde yaygın bir bilgi ve uygulamaya vakıfdır. Bu sidik içme işi başka hiç uygulanmış mıdır? Yaygınlık kazanmış mıdır?


  • "Günümüzde ilaç sektöründe ve mamulâtında necis maddelerden oldukça fazla istifade edildiği herkesin malumudur", önermesine hangi örnekler verilebilir? Bir maddeye necis olduğu hükmünü kim vermektedir? Bu necis maddeler nelerdir?


  • "Bir mikrobu daha büyük bir mikropla öldürmenin ne dine, ne akla, ne tıbba ne de felsefeye aykırı bir tarafı bulunmaktadır" deniyorsa hangi mikrop hangi daha büyük mikropla öldürülmektedir?


  • Alemlere rahmet, sukuneti, insan sevgisi ve merhameti ile bilinen Rasulullah, develeri çaldılar diye veya gerçekten iman etmediler diye el ve ayak kestirip gözlere mil çektirmiş midir? Bu uygulamasına başka örnek var mıdır?


  • "Aksine iddia edenler ya cahildirler, ya da haindirler. Cahil iseler medyada tartışmaya çıkmak yerine en yakın doktora ve eczacıya müracaat etmeleri, hain ise de Allah'tan korkup derhal tevbe etmeleri gerekir. Aksi takdirde dünyada rezil ve rüsva, ahirette de çetin azaba maruz olmaktan başka karşılıkları olmayacaktır." iddiasına şu soruları sormalıyım;


    • "Rasulullah bunu hiç söylememiştir" demek neden tövbe konusu olsun ve azaba maruz bıraksın?

    • Nereden ve nasıl bu hükmü verdiniz?

    • Şu anda o mide rahatsızlığı için sidik içmeyen bir inanan (bu rivayete inanan)'ın hükmü nedir? Bu sözde yanıtları yazanlar sidik içmekte midir?

    • Ahirette neden azap çekileceği konularının kaynağı nedir?

    • Hainlik ne demektir? Kim hain sayılır? Deve sidiği içmemek hainlik olabilir mi?

    • Hadis ve rivayet yığınları içinde birbiriyle çelişen, 1400 yıldır hala güvenilirliği konusunda fikir birliği olmayan, Kur'an'a, akla, vicdana aykırı, Rasululullah'a ve Allah'a iftira niteliği taşıyan sayısı belirsiz, net bir sayı dahi verilemeyen hadis ve rivayet denilen öyküleri reddetmek neden hainlik sayılır? Neden dünyada rezil rüsva olunsun ve ahirette azap çekilsin?

    • Mide ağrısı için deve sidiği peşine düşen ve içen insanın dünyada yaşabileceği rezillikler nelerdir? Ahiret kısmı yalnızca Kur'anda belirtilenlerdir, diğerleri ya yorum ya uydurmadır vesselam.


Yorumlar


bottom of page