Gayr-ı Metluv Vahiy
- Murat Durdu
- 1 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yahudi inancında Musa Nebi'nin, Tevrat dışında vahiy aldığı inancı mevcuttur. Mişna ve Talmud gibi kaynaklar "Sözlü Tevrat"ın (Torah), Musa peygambere Sina Dağında yazılı Tevrat ile birlikte verildiğine ancak bunun yazıya geçirilmeyip sözlü olarak aktarıldığına inanılır.
Özetle, Tevrat Musa peygamberin tebliğ ettiği ana kanun kitabıdır; ancak peygamberlik süreci boyunca aldığı her emir, yasak ve mucizevi yönlendirme Tevrat dışı vahiyler olarak kabul edilir.
Müslümanlarda durum şöyledir!
Necm Suresi 3. ve 4. ayetlerine ("O, nefis arzusu ile konuşmaz. Onun konuşması, kendisine vahyedilenden başkası değildir.") dayanarak,
İki türlü vahiy olduğuna inanırlar.
Vahy-i Metlüv
Gayri Metlu Vahiy
Gayri metlu vahyin içeriğini bulabileceğiniz başlıca kitaplar şunlardır:
Kütüb-i Sitte (Altı Kitap): İslam dünyasında en güvenilir kabul edilen hadis kaynaklarıdır (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn Mace).
Hadis Külliyatları: Peygamber söz, fiili içeren tüm hadis kitapları.
Sünnet: Peygamberimiz'in yaşam tarzı ve dini uygulamaları bu vahyin pratik dökümüdür. Sünnet ve hadisler bu kapsamda değerlendirilir.
Kur'an-ı Kerim metni dışında kalan, ancak Allah tarafından Peygambere bildirilen vahiy anlamına gelir.
Aslında bu durum Kur'an-ı Kerim'de sıkça eleştirilen durumdur.
Eksiksizlik Vurgusu
"Biz bu Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık" (En’âm, 38) ayeti, dini hüküm koyma yetkisinin sadece vahy-i metlüv (Kur’an) ile sınırlı olduğunu; dolayısıyla "gayri metlu" adı altında ikinci bir kaynağa ihtiyaç olmadığını savunur.
Kur’an, "Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?" (Câsiye, 6) diyerek, ilahi kelamın dışındaki her türlü dini rivayetin otoritesini sarsar. Bu durum, Yahudi geleneğindeki Mişna (sözlü gelenek) ile İslam’daki Hadis külliyatının, vahiyle eşdeğer tutulmasına yönelik doğrudan bir reddiye olarak okunabilir.
Kur’an, Yahudilerin din adamlarını "rab edinmelerini" (Tevbe, 31) ve kendi elleriyle yazdıklarını "bu Allah katındandır" diyerek sunmalarını (Bakara, 79) sertçe eleştirir. Tarikat dünyasında ise yığınla kitap bulunur ve yazılmaya da devam etmektedir.
Kendisine "Ehl-i Sünnet" adı veren ve Rasulün ölümünde en az 80-100 yıl sonra yazılmaya başlanmış, doğruluğu şüpheli, yığınla çelişki içeren haber veya sözleri takip ettiğini iddia eden güruhun "Peygamber’in her sözü vahiydir" diyerek hadisleri dokunulmaz kılması, Kur’an’ın Yahudilerde eleştirdiği "beşeri olanı ilahileştirme" hatasının bir tekrarı olarak değerlendirilebilir.
Aynı külliyatta "başka kavime benzenilmemesi" yönün de bir sözün de bulunması ve müslümanlarca göz ardı edilmesi de oldukça ilginçtir....




Yorumlar