Deyyus-u Ekber
- Murat Durdu
- 19 Ağu 2025
- 2 dakikada okunur
Deyyus-u Ekber Lakaplı Osmanlı Paşası Kimdir?
"Deyyus-u Ekber" tamlaması Arapça kökenli iki kelimeden oluşur:
Deyyus: Eşinin veya evindeki kadınların başkalarıyla gayriahlaki ilişkilerine göz yuman, bunu umursamayan veya bundan menfaat sağlayan erkek anlamına gelir. Halk arasında "namussuz" veya "kavatsız" gibi anlamlara yakın kullanılır.
Ekber: "En büyük, en yüce, en ulu" gibi üstünlük belirten bir sıfattır.
Dolayısıyla, "Deyyus-u Ekber", kelime anlamıyla "en büyük deyyus" veya "en namussuz kişi" demektir.
Bu ifade, daha çok bir hakaret veya lakap olarak kullanılmıştır. Tarihte, özellikle Osmanlı Sadrazamı İbşir Paşa'ya, eşinin saraydaki etkisi ve devlet işlerine karışması nedeniyle bu lakap takılmıştır. Paşa'nın bu duruma ses çıkarmaması, onun bu ağır hakareti almasına yol açmıştır.

"Deyyus-u Ekber" (En Büyük Deyyus) lakabıyla anılan Osmanlı paşası, İbşir Mustafa Paşa'dır. Bu lakabı almasının arkasında yatan hikaye, onun sadrazamlığı sırasında yaşanan skandallara ve ahlaki çöküşe işaret eder.
Hikayesi ve Lakabının Nedeni
İbşir Paşa, 1654 yılında sadrazamlığa getirildiğinde, kendisiyle birlikte akrabalarını ve özellikle eşinin akrabalarını İstanbul'a getirdi.
Lakabın asıl nedeni ise İbşir Paşa'nın kendi akrabalarının, özellikle de eşinin ailesinin aşırı derecede serbest ve ahlaksız davranışlarına göz yummasıydı. Rivayete göre, İbşir Paşa'nın evine gelen misafirler, haremlere rahatça girip çıkabiliyor, Paşa'nın akrabaları tarafından yapılan ahlaksızlıklar alenen gerçekleşiyordu.
Bu durum, toplumda büyük bir infiale neden oldu. Osmanlı sarayı ve halkı, devletin en tepesindeki bir kişinin bu tür ahlaki yozlaşmalara izin vermesini kabul edemedi. "Deyyus-u Ekber" lakabı, bu olaylar üzerine alaycı bir şekilde ona verilmiştir. Bu lakap, sadece kişisel bir ahlaksızlığı değil, aynı zamanda devletin itibarının zedelenmesini de simgeliyordu.
İbşir Paşa'nın sadrazamlık dönemi bu skandallarla ve iç karışıklıklarla doluydu. Sonunda, Yeniçeriler ve devlet adamlarının aleyhinde birleşmesiyle, sadrazamlığı sadece yedi ay sürdü ve 1655 yılında idam edildi. Bu lakap, onun trajik ve skandal dolu sonunu simgeleyen bir unvan olarak tarihe geçmiştir.
Osmanlı tarihinde Sadrazam İbşir Paşa'ya "Deyyus-u Ekber" lakabının verilmesinin ardında yatan en önemli olay, Sultan İbrahim'in (Deli İbrahim) İbşir Paşa'nın karısını istemesi ve bu duruma karşı gösterdiği tepkisizliktir.
Olay kısaca şöyle gelişir:
Sultan İbrahim'in Talebi: Sultan İbrahim'in, Anadolu valilerinden İbşir Paşa'nın eşi Perihan Hanım'ın güzelliği hakkında duyumlar alması üzerine, onu saraya getirtmek için ferman çıkarır. Bu durum, Osmanlı'da bir paşanın nikâhlı eşinin padişah tarafından istenmesi gibi nadir görülen, çok sıra dışı ve ahlaki açıdan tepki çeken bir olaydır.
Varvar Ali Paşa'nın Tepkisi: Sivas Valisi Varvar Ali Paşa, bu ahlaksız emre isyan eder. "Bir Müslüman'ın nikâhlı karısını nasıl isterler?" diyerek sert bir dille karşı çıkar ve bu fermanı yerine getirmeyi reddeder. Bu isyan, kısa sürede diğer Celali isyancılarının da katılımıyla büyür.
İbşir Paşa'nın Rolü: Saray, bu isyanı bastırma görevini, şaşırtıcı bir şekilde, eşi istenen İbşir Paşa'ya verir. İbşir Paşa, padişahın fermanını kendi namusundan ve onurundan üstün tutarak, Varvar Ali Paşa'nın üzerine yürür ve onu yakalar.
"Deyyus" Lakabının Kaynağı: İdam edilmeden önce Varvar Ali Paşa, herkesin içinde İbşir Paşa'ya hakaret ederek şöyle der: "Ulan, ben senin karının ırzını korumak için isyan etmiştim. Sen ise benim üzerime geliyorsun! Beni namusunu koruduğum için mi öldüreceksin pezevenk?!"
Bu olaydan sonra, İbşir Paşa'nın kendi eşinin onurunu koruyan birine karşı, padişahın emrini yerine getirmesi, halk ve devlet nezdinde büyük tepki toplar. Bu durum, onun adının "Deyyus-u Ekber" (En büyük namussuz) lakabıyla anılmasına sebep olur. Bu lakap, sadece kişisel bir hakaretten öte, aynı zamanda o dönemde Osmanlı devlet düzeninde yaşanan ahlaki çöküşün ve saraydaki entrikaların bir sembolü haline gelmiştir.




Yorumlar