top of page

Eyfel Kulesinin Satışı

  • Yazarın fotoğrafı: Murat Durdu
    Murat Durdu
  • 2 Şub
  • 2 dakikada okunur

1925 yılında Eyfel Kulesi'ni "satan" adam, tarihin en ünlü dolandırıcılarından biri olan Victor Lustig'dir (1890–1947).


Kendisi Avusturya-Macaristan İmparatorluğu doğumlu (bugünkü Çek Cumhuriyeti civarı) bir sahtekâr olup, "Eyfel Kulesi'ni iki kez satan adam" olarak ünlenmiştir. 1925'te gerçekleştirdiği bu dolandırıcılık, zekâsı ve cesaretiyle efsaneleşmiştir.


Olayın Arka Planı (1925)


I. Dünya Savaşı sonrası Fransa'da ekonomi sıkıntılıydı; Eyfel Kulesi (1889'da geçici olarak yapılmış) bakımsız ve paslanmış haldeydi.


Mayıs 1925'te bir Paris gazetesinde çıkan haberde, kuleye bakım masraflarının çok yüksek olduğu ve hurda metal olarak satılıp sökülebileceği yönünde bir yorum yer aldı.

Victor Lustig bu haberi fırsat olarak gördü ve planını yaptı.


Satış Süreci (İlk Dolandırıcılık – Mayıs/Haziran 1925)


Kimlik uydurma


Lustig, kendini Fransız hükümetinin üst düzey bir yetkilisi (Posta ve Telgraf Bakanlığı'ndan bir müdür yardımcısı) olarak tanıttı. Sahte resmi evraklar, antetli kağıtlar ve mühürler hazırladı.


Hedef seçimi


Paris'in önde gelen hurda metal tüccarlarını davet etti. Kendisini "hükümetin gizli bir ihale düzenlediğini" söyledi. Toplantıyı lüks Crillon Oteli'nde yaptı (bu otel hâlâ vardır).


Yalan hikâye


  • Kule çok masraflı, sökülmesi gerekiyor.

  • İş gizli tutulmalı, kamuoyunda tepki çekmesin diye.

  • En yüksek teklifi verene kuleyi hurda olarak satacaklar.


Psikolojik manipülasyon


Beş-altı hurdacıyı topladı. Aralarından en "kolay lokma" olarak gördüğü André Poisson adlı tüccarı seçti. Poisson'un güvensiz ve statü meraklısı biri olduğunu fark etti.


Rüşvet tuzağı


Poisson'a "ihaleyi kazanman için bana rüşvet vermen lazım, yoksa başkasına gider" dedi. Poisson, 50.000–100.000 frank civarında (o dönemin parasıyla çok büyük miktar) nakit para + rüşvet olarak ekstra para verdi.


Sonuç


Lustig paraları aldı, sahte satış belgelerini imzaladı ve hemen ortadan kayboldu. Poisson utandığı için polise gitmedi (dolandırıldığını kabul etmek istemedi). Lustig parayla ABD'ye kaçtı.


İkinci Satış Girişimi


Lustig cesaretlenip aynı oyunu birkaç ay sonra tekrar denedi. Aynı yöntemi kullandı ama bu sefer hedef aldığı hurdacı şüphelendi, polise haber verdi.


Lustig son anda kaçmayı başardı, ikinci satış tamamlanamadı.


Lustig'in Sonu


Daha sonra sahte para basma makinesi (Rumanian Box) dolandırıcılığıyla ünlendi; hatta gangster Al Capone'u bile dolandırdığı söylenir (Capone'yu kandırdığı için Capone onu polise vermedi, çünkü kendi aptallığını kabul etmek istemedi).


1935'te ABD'de yakalandı, Sing Sing ve Alcatraz cezaevlerinde yattı. 1947'de hapishanede öldü.


Bu olay, tarihin en cesur ve zekice dolandırıcılıklarından biri olarak kabul edilir. Lustig'in başarısı, kurbanlarının açgözlülük, utanç korkusu ve otoriteye körü körüne inanma eğilimlerini ustaca kullanmasından kaynaklanıyordu.


Sizce bu hikaye Türkiye'de yaşanmış benzer bir olayı hatırlattı mı? Sülün Osman hikayesi...

Yorumlar


bottom of page