top of page

Nişan atan filozof

  • Yazarın fotoğrafı: Murat Durdu
    Murat Durdu
  • 24 Şub
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 25 Şub

Adanmışlık ve yalnızlık


Søren Kierkegaard'ın Regine Olsen ile nişanı ve bozma olayı, filozofun hayatının en bilinen ve en dramatik kişisel olaylarından biridir.


Bu ilişki, onun felsefesini (özellikle varoluşçuluk, inanç, kaygı ve bireysel seçim temalarını) derinden etkilemiş ve eserlerinde dolaylı/örtük olarak sıkça yer almıştır.


Søren Kierkegaard & Regine Olsen
Søren Kierkegaard & Regine Olsen

Kısa Kronoloji ve Hikâye


1837 yılında, Kierkegaard 24 yaşındayken, Regine Olsen 15 yaşındayken bir arkadaş evinde tanışırlar. Kierkegaard hemen âşık olur ama Regine'nin yaşı nedeniyle bekler.


1840 yılında (Regine 18 yaşına geldiğinde) Kierkegaard resmen evlenme teklif eder ve nişanlanırlar. Regine de ona derin bir sevgi besler.


Nişandan yaklaşık 1 yıl sonra, 11 Ağustos 1841'de Kierkegaard nişanı bozar. Regine'ye bir mektup yazar, nişan yüzüğünü pakete koyup gönderir. Mektupta soğuk ve yapay bir üslup kullanır (bu mektup daha sonra eserlerinden birinde neredeyse kelimesi kelimesine yer alır).


Regine yıkılır: Ağlar, uyuyamaz, intihar tehdidinde bulunur, Kierkegaard'ın evine gider ve yalvarır. Kierkegaard onu geri çevirmek için bilinçli olarak zalimce davranır (soğuk, aşağılayıcı sözler söyler), amacı Regine'nin kendisinden nefret edip unutmasını sağlamaktır.


Nişanı Bozmasının Ana Nedenleri



(Kierkegaard'ın Kendi Açıklamaları ve Yorumlar)


Kierkegaard'ın günlüğünde, mektuplarında ve dolaylı olarak eserlerinde belirttiği başlıca sebepler şunlardır:


Derin melankoli (depresyon/karanlık mizaç):


Kendisinde babasından miras kalan ağır bir melankoli olduğunu düşünür. Bu durumun "bulaşıcı" olduğuna inanır; Regine ile evlenirse ona da bu acıyı, karanlığı geçireceğini ve onu mutsuz edeceğini söyler. "Bende hayaletimsi bir yan var, kimse bunu her gün görüp gerçek bir ilişki yaşayamaz" der.


Aile laneti inancı


Babası Michael Pedersen Kierkegaard'ın çocukken ağır günah işlediğini (babasının ailesinin lanetlendiğini) düşünür. Søren, ailesinin erkek üyelerinin genç öleceğine (genellikle 33-34 yaş civarı) inanır. Kendisinin de kısa süre yaşayacağını, Regine'yi dul bırakıp melankoli yüküyle baş başa bırakacağını düşünür.


Tanrı'ya / Mesleğe adanmışlık:


Kierkegaard kendini Tanrı'ya ve yazarlık/vocation (çağrı) görevine adamış hisseder. Evlilik ve aile hayatının bu görevi engelleyeceğini, dünyevi bağlarla "engellenmek" istemediğini söyler. Yazmak onun için dini bir görev gibidir; evlenirse bunu yapamayacağını düşünür.


Kişisel uyumsuzluk


Regine ile mutlu bir evlilik sürdüremeyeceğini, kendi iç dünyasının (yoğun içe kapanıklık, kaygı, obsesif düşünme) bir eş için dayanılmaz olacağını kabul eder.


Kısaca, Kierkegaard, Regine'yi çok sevdiği halde onu korumak için (kendinden korumak) ve kendi "çağrısına" sadık kalmak için nişanı bozdu. Bu, onun felsefesinde "sonsuz teslimiyet" (infinite resignation) ve "inanç sıçraması" kavramlarının kişisel yansıması olarak görülür.


Sonrası


Kierkegaard nişanı bozduktan sonra Berlin'e gider, orada yoğun yazarlık dönemine başlar (Ya/Ya Da, Korku ve Titreme gibi eserler bu dönemin ürünüdür). Regine'ye ithaf ettiği "tek birey" ifadesi sıkça kullanılır.


Kierkegaard
Kierkegaard

Regine bir süre sonra (1843) eski öğretmeni Johan Frederik Schlegel ile evlenir, mutlu bir evlilik yaşar.


Kierkegaard ölene kadar Regine'yi unutmaz; günlüğünde ondan bahseder, vasiyetinde bütün mal varlığını ona bırakır (Regine mirası reddeder, sadece birkaç mektubu alır).


1855'te Kierkegaard öldüğünde Regine hâlâ hayattadır ve hayatı boyunca bu ilişkiyi gizemli bir şekilde taşır.


Bu olay, Kierkegaard'ın eserlerinde "estetik", "etik" ve "dini" yaşam evreleri arasındaki çatışmanın somut örneği olarak yorumlanır.

Pek çok yorumcu, bu kırılmanın onun felsefesini ateşlediğini söyler.


Çok derin bir aşk, ama Kierkegaard'ın içindeki karanlık, inanç ve yazma tutkusu yüzünden "kurban edilen" bir nişan. Bu hikâye, varoluşçu düşüncenin en kişisel ve trajik temellerinden biridir.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Samaritan act

Good Samaritan Act (Türkçe: İyi Samiriyeli Yasası), acil bir durumda zor durumdaki birine yardım eden kişilerin hukuki sorumluluk altına girmesini önlemek için oluşturulmuş yasal düzenlemeleri ifade e

 
 
 
Yeniliğin Etki Kaybı

Yeniliğin Çürümesi "Novelty Decay", İngilizce bir terim olup Türkçe'ye genellikle "yenilik çürümesi", "yenilik azalması" veya "yenilik etkisi kaybı" olarak çevrilebilir. Bir şeyin (haber, ürün, fikir,

 
 
 

Yorumlar


bottom of page