Stokholm sendromu
- Murat Durdu
- 13 Şub
- 2 dakikada okunur
Stockholm Sendromu, mağdurun (rehine, istismar edilen kişi vb.) kendisine zarar veren, esir alan veya istismar eden kişiye karşı zamanla güven, sempati, empati veya hatta duygusal bağlılık geliştirdiği psikolojik bir durumdur. Bu, mantıksız ve paradoksal görünen bir savunma mekanizmasıdır; mağdur hayatta kalmak için bilinçaltında "tehdit edenle ittifak kurma" eğilimi gösterir.

Bu kavram, resmi bir psikiyatrik tanı (DSM'de yer almaz) olsa da yaygın kabul gören bir terimdir ve genellikle travmatik durumlarda (rehine krizleri, taciz, aile içi şiddet, insan ticareti gibi) ortaya çıkar.
Kökeni: 1973 Norrmalmstorg Soygunu
Kavramın adı ve tanımı, 23-28 Ağustos 1973'te İsveç'in başkenti Stockholm'de gerçekleşen ünlü banka soygunu ve rehine krizinden gelir.
Hapisten firar eden (veya izinli çıkan) soyguncu Jan-Erik Olsson, Stockholm'deki Kreditbanken (Sveriges Kreditbanken) şubesine girerek soygun girişiminde bulundu. Polis alarmı üzerine bir polisi yaraladı ve dört banka çalışanını (üç kadın, bir erkek) rehine aldı.
Olsson, büyük miktarda para, kaçış aracı ve hapiste yatan eski hücre arkadaşı Clark Olofsson'un serbest bırakılmasını istedi. Polis, durumu kontrol altına almak için Clark Olofsson'u bankaya getirdi (bu karar tartışmalıdır).
6 günlük kriz
Rehineler banka kasasında tutuldu. Soyguncular rehinelere göre nispeten "nazik" davrandı (yemek verdi, korkutucu anlarda sakinleştirdi), polis ise dışarıdan müdahale tehdidiyle (gaz, saldırı) rehineleri daha çok korkuttu.

Rehineler zamanla soygunculara karşı sempati geliştirdi, polise karşı öfke duydular ("Bizi öldürecekler, soyguncular bizi koruyor"). Bir rehine (Kristin Enmark), Başbakan Olof Palme ile telefonda konuşurken "Soygunculara güveniyorum, polisten korkuyorum" dedi. Kriz bitince rehineler soyguncuları savundu, hatta mahkemede ifade vermeyi reddettiler, soyguncular için para topladılar.
Stokholm sendromu teriminin doğuşu
İsveçli psikiyatrist ve kriminolog Nils Bejerot, polis danışmanı olarak olayı izlerken bu tuhaf bağı "Norrmalmstorgssyndromet" (Norrmalmstorg Sendromu) olarak adlandırdı. Daha sonra uluslararası alanda Stockholm Sendromu olarak yaygınlaştı.
Bu olay, canlı TV yayınlanan ilk büyük rehine kriziydi ve dünya çapında dikkat çekti. Rehinelerin "celladına aşık olması" gibi görünen davranış, hayatta kalma stratejisi olarak açıklandı: Tehdit altında kişi, kurtuluşu polisten değil soyguncudan beklemeye başlar.

Kısacası, Stockholm Sendromu tam olarak bu 1973 Norrmalmstorg (Stockholm) banka soygunundan doğdu ve o zamandan beri taciz, istismar veya esaret durumlarında kullanılan bir kavram haline geldi.


Yorumlar