Arama Sonuçları
Boş arama ile 1119 sonuç bulundu
- Düzensiz Saç Çizgisi
Fizyonomide düzensiz saç çizgisi nasıl yorumlanır? Düzensiz saç çizgisi zor bir ergenlik dönemi geçirmiş olmaya ve annesiyle çetin ilişkiler yaşamaya işaret edebilir.
- Büyük Ay Aldatmacası
1835 Büyük Ay Aldatmacası Sahte Haber Great Moon Hoax (Türkçe: Büyük Ay Aldatmacası veya 1835 Büyük Ay Aldatmacası), tarihin en ünlü medya aldatmacalarından (hoax) biridir. 1835 yılında New York'ta yayınlanan The Sun gazetesinde (dönemin popüler "penny press" ucuz gazetelerinden biri) çıkan bir dizi sahte haberle ilgilidir. Olayın Detayları 25 Ağustos 1835'te başladı ve 6 gün boyunca (25-31 Ağustos) 6 makale yayınlandı. Makaleler, ünlü İngiliz astronom Sir John Herschel'in (Uranüs'ü keşfeden William Herschel'in oğlu) Güney Afrika'daki Cape of Good Hope (Ümit Burnu) gözlemevinde dev bir teleskopla yaptığı "büyük astronomik keşifleri" anlatıyordu. Ay'da yaşam ve uygarlık bulunduğu iddia ediliyordu. Ay yüzeyinde volkanlar, nehirler, ormanlar, mavimsi kristal kayalar, yakut amfitiyatrolar gibi yapılar olduğu söyleniyordu. Tek boynuzlu keçiler, minik zebralar, bizon benzeri dört ayaklılar, iki ayaklı kuyruksuz kunduzlar, tek boynuzlu yaratıklar görüldüğü, yarasa benzeri kanatlı insansı yaratıkların (Vespertilio-homo – yarasa-insan), tapınaklar inşa eden, akıllı ve medeni varlıklar olduğu tarif ediliyordu. Sözde bu insanların kanatları yarı saydam zarlardan oluşuyordu, omuzdan bacağa kadar iniyordu. Makaleler, sözde Edinburgh Journal of Science'ın ek sayısından alıntı gibi sunuldu, ama dergi o sırada kapanmıştı. Yazar olarak Herschel'in hayali asistanı Andrew Grant gösterildi. Etkisi ve Nasıl İnandırıcı Oldu? The Sun'un tirajı patladı, normalde 8.000 olan satış, 19.000'lere çıktı, hatta bazı günler 60.000'e yaklaştı, çünkü insanlar kopya alıp satıyordu. Haber ABD ve Avrupa'ya yayıldı; birçok gazete yeniden bastı. İnsanlar inanmıştı çünkü Herschel gerçek bir astronomdu ve o dönemde Güney Afrika'da gerçekten teleskopla gözlem yapıyordu. Bilimsel dil ve detaylar, matematiksel astronomi, kuyruklu yıldız teorileri çok inandırıcıydı. Dönem "penny press" gazeteleri ucuzdu, sansasyonel haberlerle satılıyordu, halk bilim kurgu ve eğlence istiyordu. Bazı din adamları Ay'da insan benzeri yaratıkların varlığını tartıştı; üniversitelerde bile konuşuldu. Gerçek Ortaya Çıkışı Rakip gazeteler, örneğin New York Herald şüphelenip bu haberi sorguladı. 16 Eylül 1835'te The Sun sessizce "makaleler uydurmaydı" diye kabul etti ama resmi bir geri çekme veya özür yoktu. Yazarın Richard Adams Locke, The Sun'un editörü, İrlandalı asıllı gazeteci olduğu anlaşıldı. Locke, bunu satire (alaycı hiciv) olarak yazdığını, insanların bu kadar inanacağını düşünmediğini söyledi. Edgar Allan Poe bile kızmıştı, kendi Ay macerası öyküsü ("Hans Pfaall'ın Macerası") yeni çıkmıştı ve Locke'un bunu çaldığını düşündü ama Locke inkar etti. Neden Önemli? Tarihteki ilk büyük "fake news" örneklerinden biridir ve "penny press"in sansasyonel gazeteciliğin başlangıcıdır. Medya etiği, halkın bilim haberlerine inanma eğilimi ve "eğlence için haber" tartışmalarını tetikledi. Bugün Ay komplo teorileri (Apollo inişi sahte vs.) ile karşılaştırılır; sahte haber (fake news)in kökenlerinden biri olarak anılır. Kitaplara, belgesellere (BBC, History Channel) konu oldu; taş baskı (lithograph) resimleri hâlâ ünlüdür (yarasa-insanlar, Ay manzaraları). Kısaca 1835'te bir gazete, Ay'da yarasa kanatlı akıllı yaratıklar yaşadığını iddia ederek herkesi kandırdı ve bu modern sahte haberlerin atası sayılır!
- Emanete sadakat ve vefa
Birinci Dünya Savaşı sırasında Filistin Cephesi'nde (özellikle Nablus civarında) görev yapan ismi bilinmeyen bir Osmanlı askerinin emanet bıraktığı para çıkını ve vefa örneğinin duygu dolu öyküsü. Hikayenin Özeti 1915-1918 yılları arasında (savaşın yoğun olduğu dönemde), Filistin'de (Nablus şehrinde) görev yapan bir Osmanlı askeri, bir cephe değişikliği / sevk emri nedeniyle başka bir bölgeye gönderilmek üzereyken birikmiş tüm parasını bir bez parçasına sarar. Parayı, Nablus'ta tanınmış bir esnaf olan Rüşdü Efendi'ye (Alul ailesinden) teslim eder ve "Dönebilirsek alırım" diyerek emanet bırakır. Asker, savaşın kaosu içinde bir daha Nablus'a dönemez (muhtemelen şehit düşmüş veya başka bir cephede hayatını kaybetmiştir; kimliği de tespit edilememiştir). Rüşdü Efendi ve sonrasında Alul ailesi (yeğeni Ragıp Hilmi el-Alul dahil üç nesil boyunca), bu emanete "emanettir, açılmaz" diyerek büyük bir sadakatle sahip çıkar. Paranın miktarını bile 100+ yıl boyunca saymazlar, sadece muhafaza ederler. Emanet, bez içinde Osmanlı dönemi banknotlarından (yarım, bir ve beş liralık) oluşur ve günümüz değeriyle yaklaşık 140.000 TL civarındadır. Emanetin Sonu Hikaye 2018'de Anadolu Ajansı tarafından kamuoyuna duyurulunca geniş yankı uyandırır. 2021 yılında (106 yıl sonra), Alul ailesi emaneti resmi bir törenle Türkiye'nin Kudüs Başkonsolosu Büyükelçi Ahmet Rıza Demirer'e teslim eder. Törende Türk ve Filistin bayrakları yer alır, iki ülkenin milli marşları okunur. Aile, emanetin bir müzede sergilenmesini ister. Bu olay, Osmanlı-Filistin halkları arasındaki güven ve vefa bağını simgeleyen en bilinen gerçek hikayelerden biridir. Farklı kaynaklarda (AA, TRT Haber, YeniŞafak , Onedio vb.) "Osmanlı askerinin emanetine 103/106 yıldır gözü gibi bakıyor" başlığıyla anlatılır.
- 14 Şubat Sevgililer Günü
Saint Valentine 14 Şubat Sevgililer Günü 'nün (St.Valentine's Day) tarihçesi oldukça katmanlı ve hem pagan geleneklere hem de Hristiyanlık dönemine dayanıyor. Günümüzdeki romantik kutlamalarla orijinal kökeni arasında epey fark var aslında. Antik Kökenler Antik bereket şenliği Lupercalia Festivali Şubat ortası, antik Roma'da Lupercalia adlı bir bereket/doğurganlık festivaliyle kutlanırdı (genellikle 13-15 Şubat arası). Bu pagan şenlikte: Keçi ve köpek kurban edilir, Genç erkekler kurban edilen hayvanların derileriyle kadınları kırbaçlardı (doğurganlık ve bereket getirdiğine inanılırdı), Genç kızların isimleri çekilişle erkeklere eşleştirilirdi. Les Festes Lupercales” (Lupercal Bayramı) Edme Bouchardon tarafından çizilmiş ve Etienne Fessard ile Anne Claude Philippe Caylus tarafından 1740 yılında gravürü yapılmış olan eser, Antik Roma'nın Lupercalia bayramından bir sahneyi tasvir etmektedir. Rijksmuseum, Amsterdam'ın izniyle (RP-P-OB-63.100) Bu festival baharın gelişini ve üremeyi simgeliyordu. Hristiyanlık Dönemi ve Aziz Valentine Hristiyanlık yayıldıkça kilise pagan kutlamalarını dönüştürmek istedi. 496 yılında Papa Gelasius I, Lupercalia'yı yasaklayarak 14 Şubat'ı Aziz Valentine'e (Saint Valentine) adadı ve resmi bir bayram ilan etti. Ancak tek bir Aziz Valentine yoktur. En bilineni, 3. yüzyılda (yaklaşık 269-270) Roma'da yaşamış bir rahiptir. İmparator Claudius II'nin askerlerin evlenmesini yasakladığı dönemde gizlice çiftleri evlendirdiği, sonra hapsedildiği ve idam edildiği anlatılır. Popüler efsaneye göre hapiste gardiyanın kör kızına şifa verip âşık olmuş, idam öncesi ona "Senin Valentine'ın" (From your Valentine) imzalı bir mektup göndermiş. (Bu hikâye aslında çok daha sonraki dönemlerde eklenmiş bir detaydır.) Başka kaynaklarda Terni Piskoposu Valentinus veya başka şehitler de geçer. Katolik kaynaklarda 14 Şubat'ta anılan en az 3 Valentine vardır. 1969'da Katolik Kilisesi Aziz Valentine'i takvimden çıkardı ama halk arasında kutlama devam etti. Romantik Aşk Gününe Dönüşüm Sevgililer Günü'nün bugünkü aşk ve romantizm anlamı 14. yüzyılda başlamıştır. Geoffrey Chaucer'ın 1382 tarihli şiirinde "Saint Valentine’s Day" kuşların eş seçtiği gün olarak geçer (kuşların çiftleşme dönemi Şubat ortasına denk geliyordu). Orta Çağ'da İngiltere ve Fransa'da isim çekme oyunları, aşk mektupları yaygınlaştı. 18.-19. yüzyılda İngiltere'de hediye ve kart gönderme geleneği yerleşti. 20'nci yüzyılda (özellikle ABD'de) ticari bir bayrama dönüştü: Çikolata, çiçek, kart, hediye endüstrisi patladı. Kısacası 14 Şubat, antik bereket şenliğinden Hristiyan şehit anısına, oradan da modern romantizm ve hediye gününe evrilmiş bir bayram. Türkiye'de de son 30-40 yılda oldukça popülerleşti. Sevgililer Günü'n kutlu olsun! 😊 İrlanda'nın Dublin şehrindeki Whitefriar Caddesi Karmelit Kilisesi'nde bulunan Aziz Valentine Sunağı ( Whitefriar Street Carmelite Church Dublin, İrlanda) Dublin'deki Whitefriar Caddesi Karmelit Kilisesi, 19. yüzyıldan beri Aziz Valentine'in kutsal emanetlerine (kalıntılarına) ev sahipliği yapan önemli bir inanç ve turizm merkezidir . Papa Gregory XVI tarafından hediye edilen kalıntılar, Irene Broe tarafından yapılan bir heykel eşliğinde, her 14 Şubat'ta yüzük kutsama törenlerinin yapıldığı özel bir sunakta sergilenmektedir. Günümüzde her 14 Şubat'ta Aziz Valentine'in anısına özel bir ayin düzenleniyor. Birçok romantik çift, yüzüklerinin kutsanması için bu kiliseyi ziyaret ediyor .
- Korsan Baba
Korsan Baba Süleyman DEMİREL Süleyman Demirel'e gazetelerde " Korsan Baba " denmesinin nedeni, 1998 yılında yaşadığı bir olaydır. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, havalimanında Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nı uğurlarken gözlüğünün bir camı yere düşer. Foto muhabiri Fahir Arıkan bu anı yakalar ve Demirel'in tek camlı gözlükle göründüğü fotoğrafı çeker. Hürriyet Gazetesi ertesi gün bu fotoğrafı manşetten " Korsan Baba " başlığıyla yayınlar. Tek camlı gözlük, korsanların meşhur tek göz bandını andırdığı için bu mizahi yakıştırma yapılır. "Baba" ise Demirel'e halk arasında uzun yıllardır samimi ve sahiplenici bir şekilde kullanılan hitaptır (siyasette "Baba" lakabı yaygındı). Fotoğraf basına yansıyınca "Korsan Baba" lakabı kısa sürede yayılır ve gazete haberlerinde, esprilerde sıkça kullanılır. Demirel'in bu durumdan rahatsız olması beklenirken, tam tersine büyük bir hoşgörü gösterir: Fotoğrafı çeken muhabir Fahir Arıkan "Yılın Fotoğrafı" ödülünü alır ve Demirel bu ödülü bizzat kendi elleriyle verir. Bu olay, dönemin siyasi hoşgörüsü ve Demirel'in mizah anlayışıyla da anılır. Olay, Türk siyasi tarihinin unutulmaz anılarından biri haline gelmiştir ve Demirel'in renkli kişiliğini yansıtan örneklerden sayılır.
- Palm Sunday, Palmiye Pazar'ı
Palmiye Pazarı (Palm Sunday), Hristiyanlıkta çok önemli bir gündür ve "Palm Sunday" olarak bilinir. Bu gün, İsa'nın Kudüs’e girişini anmak için kutlanır. Palm Sunday Nedir? Palm Sunday, Paskalya’dan önceki son pazar günüdür ve Kutsal Hafta’nın (Holy Week) başlangıcını simgeler. Paskalya’nın tarihi her yıl değişir çünkü Paskalya, ay takvimine göre hesaplanır. Basitçe ilkbahar ekinoksundan (21 Mart) sonraki ilk dolunaydan sonraki ilk pazar günü kutlanır. 2026 yılında paskalya 5 Nisan 2026'dır. İncil’e göre İsa, Kudüs’e bir eşek üzerinde girerken halk onu coşkuyla karşılamış, yere hurma dalları sermiş ve onu bir kurtarıcı olarak selamlamıştır. Bu yüzden bu güne “ Palmiye ( Palm ) Pazarı ” denir. Hristiyanlıktaki Anlamı ve Önemi 1. Mesih’in Karşılanışı Palm Sunday, İsa’nın halk tarafından Mesih (kurtarıcı) olarak kabul edildiği anı temsil eder. Ancak bu coşkulu karşılama, birkaç gün sonra yaşanacak olan çarmıha gerilme ile dramatik bir tezat oluşturur. 2. Alçakgönüllülük Sembolü İsa’nın bir eşek üzerinde şehre girmesi, kralların ihtişamlı atlar yerine tevazu ile gelişini simgeler. Bu, Hristiyanlıkta önemli bir erdem olan alçakgönüllülüğü vurgular. 3. Kutsal Hafta’nın Başlangıcı Palm Sunday, şu önemli olayları kapsayan haftayı başlatır: Son Akşam Yemeği İsa’nın tutuklanması Çarmıha gerilmesi (Good Friday) Dirilişi (Easter / Paskalya) Günümüzde Nasıl Kutlanır? Palmiye Pazarı Kutsal Hafta’nın başlangıcını temsil eder. Bugün Hristiyanlar Palm Sunday’i şu şekilde kutlar; kiliselerde hurma dalları (veya zeytin dalları) dağıtılır. Hurma dalları zafer ve saygıyı simgeler. Bu dallar kutsanır ve evlere götürülür. Bazı mezheplerde dallar küçük haç şekline getirilir. Törenlerde İsa’nın Kudüs’e girişi canlandırılır. Kutsal Hafta Palm Sunday’den Paskalya’ya kadar geçen Kutsal Hafta’yı (Holy Week) Hz.İsa'nın yaşamındaki en dramatik ve teolojik açıdan en önemli haftadır. 1. Palm Sunday (Palmiye Pazarı) İsa, Kudüs’e bir eşek üzerinde girer. Halk onu coşkuyla karşılar, yere hurma dalları serer ve “Hosanna!” diye bağırır. Bu, onun bir kral gibi karşılanmasıdır—ama gösterişli değil, alçakgönüllü bir kral olarak. Ancak bu coşku uzun sürmeyecektir… 2. Kutsal Pazartesi – Salı İsa, Kudüs’te tapınağa gider ve orada ticaret yapanları kovar.Bu olay, onun dini yozlaşmaya karşı çıkışını simgeler. Ayrıca; halkı eğitir, dini liderlerle tartışır, ikiyüzlülüğü eleştirir. Bu davranışları, dönemin din adamlarını ona karşı daha da öfkelendirir. 3. Kutsal Çarşamba Bu gün genellikle ihanetin başladığı gün olarak kabul edilir. Judas Iscariot, İsa’yı ele vermek için anlaşma yapar. Yani Palm Sunday’de alkışlanan İsa için artık sona doğru geri sayım başlamıştır. 4. Maundy Thursday (Kutsal Perşembe) İsa, havarileriyle son kez yemek yer: Son Akşam Yemeği. Bu gecede: ekmek ve şarap paylaşılır (Hristiyanlıkta kutsal ritüelin temeli). İsa, öğrencilerinin ayaklarını yıkar, bu davranış hizmet ve tevazu sembolüdür. İhaneti önceden bildirir. Bu, vedadır… ama aynı zamanda bir öğreti gecesidir. Son yemek İsa, öğrencilerinin ayaklarını yıkar 5. Good Friday (Kutsal Cuma) En karanlık gündür…İsa tutuklanır, yargılanır. Halkın önünde cezalandırılır. Çarmıha gerilerek idam edilir. Hristiyan inancına göre bu olay, insanlığın günahları için bir fedakârlıktır. 6. Kutsal Cumartesi Sessizlik ve bekleyiş günüdür. İsa’nın bedeni mezardadır. Öğrenciler korku ve yas içindedir Umudun sanki tamamen kaybolduğu andır. 7. Easter (Paskalya Pazarı) Dönüm noktasıdır. İsa’nın mezarının boş olduğu görülür. Hristiyan inancına göre İsa ölümden dirilmiştir. Bu ölümün yenilmesi, umudun yeniden doğuşu, Hristiyanlığın temel inancı... Özetle bu hafta, umut, ihanet, fedakârlık ve yeniden doğuş döngüsünü anlatır.
- Kalp krizi silahı, Heart Attack Gun
Kalp Krizi Tabancası veya Kalp Krizi Silahı " Heart Attack Gun ", Soğuk Savaş döneminde CIA tarafından geliştirilen gizli bir suikast silahıdır. 1975'te ABD Senatosu'nda Church Komitesi (Church Committee) adlı soruşturma komitesinin oturumlarında kamuoyuna açıklanmıştır. Dönemin CIA Direktörü William Colby, bu silahı Senato önünde göstererek tanıtmıştır. Kalp Krizi Tabancası Nasıl çalışır? Tabanca, normal bir tabancaya benzer görünür, genellikle Colt M1911 tabancası modifiye edilmiş hali olarak tarif edilir, bazen dürbünlüdür. Ancak kurşun yerine pil ile çalışan elektrikli bir mekanizma kullanır ve neredeyse tamamen sessizdir. Ateşlediği şey: Saxitoxin adlı çok güçlü bir nörotoksin içeren küçük bir dondurulmuş dart (ok ucu benzeri pellet). Bu toksin kabuklu deniz ürünlerinden (özellikle zehirli yosun yiyen midye/istiridye benzeri canlılardan) elde edilir. Dart, yaklaşık 100 metre mesafeden hedefe fırlatılır. Vücuda çarptığında sadece küçük bir kırmızı nokta veya iğne izi bırakır, ağrısız veya çok hafif hissedilir, kıyafeti deler. Dart vücut ısısıyla erir, toksin kana karışır ve dakikalar içinde sinir sistemini felç eder, kalp ve solunum kasları durur, kişi kalp krizi geçirerek ölür. Otopsi veya normal tıbbi incelemelerde genellikle doğal kalp krizi olarak görünür; zehir izi kalmaz, mermi veya büyük yara yoktur. Neden ünlü oldu? Tamamen iz bırakmadan suikast yapmaya yarayan "mükemmel silah" olarak görüldü. James Bond filmlerindeki gibi casus aletlerini andırıyordu ama gerçekti. Komite başkanı Senatör Frank Church, silahı elinde tutarak televizyonda gösterdi ve bu görüntüler dünya çapında yayıldı. CIA, bu silahın gerçekten kullanıldığına dair resmi bir kanıt açıklamadı, sadece geliştirildiği ve test edildiği belirtildi. Ancak Soğuk Savaş'ta benzer zehirli silahlar (KGB'nin de benzerleri vardı) hedef liderleri veya muhalifleri ortadan kaldırmak için geliştiriliyordu. Heart Attack Gun, CIA'nın kalp krizi geçirterek sessiz ve iz bırakmadan öldüren gizli suikast tabancasıdır. 1975'te ifşa olan en ikonik CIA silahlarından biridir.
- Müşrikler kimlerdir? Özellikleri nelerdir?
Müşrikler yani Allah'a ortak koşan, başka güçlerin varlığına inanan ve Şeyh, Alim, Gavs, Kutup takma adlı günümüz din tüccarları ve aklına tecavüz edilmiş kişiliksiz koyun sürülerinin temel özellikleri nelerdir? Müşrikler Allah'ı yeterli görmez. (Zümer 36) Allah kuluna kâfi değil mi? Öyleyken onlar kalkmış seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi şaşırtırsa artık ona doğru yolu gösterecek yoktur. Zümer 36 Çünkü onların putları vardır, Allah kafi değildir, şeyh, şıh, seyit, imam vb. Arap dünya ve ahiret algısına uygun mutlaka bir aracı, bir put lazımdır. Müşrikler Allah'ın kitabını yeterli görmez. (Ankebut 50-51-52) Allah'ın kitabına dokunamazsın bile...Türlü ritüeller lazımdır. Okumaya da gerek yoktur. Allah'ın ne demek istediğini anlamanın da gereği yoktur. Birisi okusun Sen de gözünle bilmediğin anlamadığın alfabeyi takip et yeter! Çokça da harf başına dahi sevabı vardır. Oysa ki sanki bir melek gibi tasvir edilen Rasul'ün dostları, arkadaşları, Sahabe efendilerimizin okumak gibi bir dertleri de olmamıştır. Onlar hâlâ, “Rabbinden ona bazı mûcizeler indirilmeli değil miydi?” diyorlar. De ki: “Mûcizeler yalnız Allah’ın katındadır; ben sadece bir uyarıcıyım.” Kur'an böyle der ama... Rasul'ün doğduğu güne de akılalmaz olaylar isnat edilir, sünnetli olarak doğmuştur, ay'ı ikiye yarmış, üzerinde bulut gezermiş, sırtında mühür varmış, bilmem kaç erkek gücündeymiş, sabaha kadar hanımlarını gezermiş, mezarda dahi cinsellikten nasibini alırmış... Sevgili Rasul'ün, Sevgili Nebi'nin ve Abdullah oğlu dost Muhammed'in görmedikleri, bakmadıkları, incelemedikleri yeri, uzvu, hayatı kalmamış....Ne kadar da nezaketsizlermiş, ne kadar da edepsizlermiş.... Kendilerine okunan bu kitabı sana göndermiş olmamız onlara yetmiyor mu? Elbette inanan bir topluluk için onda rahmet ve ibret vardır. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir.” Bâtıla inanan ve Allah’ı inkâr edenlere gelince, işte hüsrana uğrayacak olanlar onlardır. (Ankebut 50-51-52) Ebu falanca, İbni filanca olmadan Kur'anı anlamaları mümkün değildir. Kendileri yorumlayamazlar, sanki okuma-yazma kabiliyetleri de yoktur. Allah adeta bunlara hitap etmemiş, seçili bir gruba hitap etmiştir. Birbirinin zıddının dahi olduğu bir Allaha ve Rasulüne atfedilen bir çoğu iftira niteliğinde olan rivayet yığını içinden istediklerini, Kur'andan da istediklerini, işlerine gelen ayeti cımbızlayıp alırlar. Ebu ibn-iler olmadan dini anlayamazlar. Hristiyana papaz, Musaviye haham, bizimkine imam, şeyh, şıh, kerameti kendinden menkul miskin hikaye anlatıcıları lazımdır, bunlara da beyinleri çürümüş, koyun gibi güdülecek, üç kuruş harçlığına göz dikilmiş kitleler lazımdır (FETÖ'cüler en güncel ve belirgin örnekleridir) 3. Müşrikler Allah'ı gereği gibi takdir etmezler. (Zümer 67, En'am 92, Hac 74) Onlar Allah’ı gereği gibi takdir edip tanımadılar. Kıyamet gününde bütün dünya O’nun avucundadır; gökler de O’nun kudret elinde dürülüp bükülmüştür. Allah, müşriklerin koştukları ortaklardan uzaktır ve yücedir. Zümer 67 Tarikat baronlarına Allah hiçbir zaman yeterli değildir, servetlerine servet katarlar, onlara ilaveten ruhlarını, zihinlerini akıllarını iğdiş edecekleri, emeklerinin karşılığı üç kuruşlarını sömürecekleri koyun sürüleri lazımdır. Kölelere, zihni lağım çukuruna döndürülmüş koyun sürülerine de Allah'ı aldatacak, O'nun adalet terazisinden kaçıracak bir şeyh, şıh, gavs, javs bir tipleme lazımdır. Bu tiplerin ölenlerine Allah rahmetiyle değil gazabıyla muamele etsin yaşayanlarına ise türlü belalar nasip etsin. Ey insanlar! Size bir misal verilmekte; dinleyin onu: Allah’tan başka kendilerine yalvarıp yakardıklarınız var ya, hepsi bunun için bir araya gelseler bile bir sinek yaratamazlar! Hatta sinek onlardan bir şey kapsa, onu dahi ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, kendinden istenen de! Hac 73 Onlar Allah’ı gereği gibi tanımadılar. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, mutlak galiptir. Hac 74 4. Müşrikler yalan söyler, sözünde durmaz. (Fatiha 5, Yasin 74) Her namazda, her rekatta okurlar Fatiha'yı. 5'inci ayeti de dudağın mırıltıları, fısıltıları içinde kayar gider. Anlamının bir önemi yoktur. Sadece okumak bile şu kadar sevaptır! (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Fatiha 5 5. Müşrikler ortak koştuklarına uymazlar; ancak zanna uyarlar ve yalan söylerler. (Yunus 66) 6. Müşrikler Allah'ın ayetlerini az bir bedel karşılığında satar ve O'nun yolundan alıkoyarlar. (Tevbe 9) 7. Müşrikler günahlarını Allah'a fatura eder, “Bunu Allah emretti.” derler. (En'am 148, Nahl 35, A'raf 28) 8. Müşrikler sapıtmıştır. (Nisa 116, Şuara 86) 9. Müşrikler Allah'a iftira atar. (Nisa 50, Meryem 88, Enbiya 26) 10. Müşrikler Allah'tan başkalarına da dua eder ve yalvarırlar. (Ra'd 14, A'raf 194, Ahkaf 5, Cin 18) 11. Müşrikler Allah'tan başkasını dost edinir. (Ra'd 16, Kehf 102) 12. Müşrikler Allah'tan başka tanrılar edinirler. (Maide 116) 13. Müşrikler Allah'a isyan eder. (En'am 14–15) 14. Müşrikler yalnız Allah'a davet etmez. (Ra'd 36, Ahzab 46) 15. Müşrikler delile dayanmazlar. (Yunus 36, Âl-i İmran 151, Fatır 40) 16. Müşrikler atalarının yolunu körü körüne taklit ederler. (Saffat 69–71, Bakara 170, Ahzab 64–68, Yusuf 40) 17. Müşrikler ne yapacaklarını bilmeyen şaşkın kimselerdir. (Hac 31, Ra'd 33) 18. Müşrikler alimlerini ve din adamlarını rab edinirler. (Tevbe 31) 19. Müşrikler ilahlarının insanları çarpacağına inanırlar. (Hud 54) 20. Müşriklerin kalplerinde korku vardır; kullardan Allah'tan fazla korkarlar. (Âl-i İmran 151, Haşr 13) 21. Müşrikler tek Allah'a çağrıldıkları zaman inkâr ederler; O'na ortaklar koşulunca iman ederler. (Mü'min 12) 22. Müşrikler Allah'tan başkalarına da teslim olurlar. (En'am 163, Âl-i İmran 64, 79) 23. Müşrikler Allah'tan başkasının da gaybı bileceğini iddia ederler. (Kehf 26, Cin 26) 24. Müşrikler Allah'a karşı kurtarıcılar ve şefaatçiler edinirler. (En'am 94) 25. Müşrikler dinde kanun koyan ortaklar edinirler. (Şura 21, En'am 150) 26. Müşrikler açık delilleri ve hak dini yalnız başına hoş görmezler. (Tevbe 33, Rum 35, Saff 9) 27. Müşrikler dinlerini parça parça eder, yanlarındaki ile övünürler. (Rum 31–32, Mü'minun 53) 28. Müşrikler dinde birliği bozarlar. (Şura 13) 29. Şeytan onların arkadaşıdır. (Zuhruf 36–39) 30. Müşrikler müminlere şiddetli düşmanlık gösterirler ve onlara üzücü sözler söylerler. (Maide 82, Âl-i İmran 186) 31. Allah'tan başkalarından gaybi yollarla fayda ve zarar beklerler. (Furkan 2–3, Yunus 106, Sebe 22) 32. Müşrikler Allah'a her yönüyle yönelmezler. (En'am 79, 161, Fussilet 6, Yunus 105) 33. Müşrikler Allah'ı sever gibi kulları severler. (Bakara 165, A'raf 190) 34. Müşrikler kurban keserler. (En'am 136) 35. Müşrikler namaz kılar ve hac ederler. (Maun, Enfal 35) 36. Müşrikler Allah'ın ayetlerinden yüz çevirir, ayetlere uymazlar. (Kasas 87–88, Mü'min 69) 37. Müşrikler Allah ile kendi aralarında aracılar ve vesileler edinirler. (Zümer 3, Ahkaf 28)
- Yaşayan Taşlar
Canlı Taş Çiçeği Lithops , Aizoaceae familyasına ait sukulent bitkilerin bir cinsidir. Cinsin üyeleri Güney Afrika'ya özgüdür. Küçük taşlar gibi kamufle olarak otçullardan korunurlar ve genellikle çakıl taşı bitkileri veya yaşayan taşlar olarak bilinirler. Lithops Lithops meyvesi (ya da daha doğru ifadeyle meyve kapsülü / tohum kapsülü), Lithops bitkisinin üreme yapısıdır. Lithops'lar sukulent bitkilerdir ve meyveleri yenilebilir bir "meyve" değil, kuru bir kapsül (capsule) şeklindedir. Bu kapsül, çiçeklenme sonrası oluşur ve tohumları taşır. Lithops'un Özellikleri Yapı Genellikle 4-8 odacıklı (chambered) kuru bir kapsüldür. Çiçek solduktan sonra bitkinin yarık (fissure) kısmında küçük, yıldız şeklinde veya çok kollu bir yapı olarak belirir. Boyut Çok küçüktür, genellikle 3-8 mm çapındadır (bitkinin kendisi gibi minik). Renk ve Görünüm Olgunlaştığında kahverengi, kuru ve odunsu görünür. Üst kısmı yıldız gibi açılır/kapanır. Açılma Mekanizması Hidrostatik (hydrochastic) bir yapıya sahiptir. Yağmur veya nem geldiğinde kapsül ıslanır, kolları açılır ve tohumlar dışarı saçılır (yağmur damlalarıyla metrelerce uzağa sıçrayabilir). Kuruduğunda tekrar kapanır, kalan tohumları korur. Bu, çöl ortamında tohumların akıllıca yayılmasını sağlar. Tohumlar İçinde çok sayıda çok küçük tohum bulunur (toz gibi ince, kahverengi veya siyah). Bir kapsülde yüzlerce tohum olabilir. Oluşum Süreci: Lithops'lar genellikle sonbahar veya kış başında sarı, beyaz veya turuncu papatya benzeri çiçek açar. Çiçek tozlaşma sonrası solar. Yerine meyve kapsülü oluşur. Olgunlaşması 6-12 ay (genelde 9 ay civarı) sürer. Tamamen kuruduğunda hasat edilebilir. Yetiştiricilikte Önemi Lithops'lar kendi kendine döllenemez (self-sterile), yani farklı bir bitkiden polen gerekir (cross-pollination). Evde iki farklı Lithops fırça ile tozlaştırılarak meyve elde edilebilir. Tohumlar en yaygın çoğaltma yöntemidir; kapsülden toplanan tohumlar ekilerek yeni bitkiler yetiştirilir. Doğal ortamda (Güney Afrika, Namibya çölleri) bu mekanizma hayatta kalmalarını sağlar. Lithops kapsülleri yenilebilir değildir; sadece tohum üretimi içindir. Eğer Lithops'un meyve verdi görülürse, tohum toplamak için harika bir fırsattır.
- Zerdüştilikte "Ateş"
Ateş Tapınağı Zerdüşt inancında ateşin, Tanrı Ahura Mazda’nın oğlu olduğuna inanılır ve bununla birlikte karanlığın, soğuğun, çürümenin zıddı olarak görülür; ateş, cehaletin karanlığını dağıtır, saflığın ve iyileştiriciliğin sıcaklığını taşır. Ahura Mazda tarafından kutsanmıştır ve yine onun krallığının, insanların dünyasındaki somut tezahürüdür. Ateşten yükselen alevin, yaratılmışlar ile yaratan arasında adeta bir köprü olduğuna, inananların yakarışlarını, dualarını Tanrı Ahura Mazda’nın gökyüzündeki krallığına taşıdığına dair bir inanç vardır. Zerdüştlük inancı mensuplarınca hiç sönmeden sürekli yanması gerektiğine inanılan ateşin muhafaza edildiği mabetlere Ahamenişler Dönemi’nde “Ateş Tapınağı”, yahut “Ateş Evi” denmiştir.
- Tanrı Çağırma Duası
Hititler tanrıları insan gibi tasavvur etmişlerdir. Tanrılar çeşirli nedenlerle tapınağı/Şehri/Ülkeyi terk ediyorlar ve dönmeleri için ritüeller yapılıyordu. İşte bir geri çağırma duası: Hititler . . . . . . . . . . . . bundan sonra biz sizi majestelerinin iyiliği için çağırıyoruz size yalvarıyoruz, dua ediyoruz ve size en iyi, en temiz kurbanı getireceğiz. (Şimdi) bu kötü insandan ayrılın ve kurban sahibinin evine geri gel[in ve ona hayat] sağlık, çeviklik, uzun yıllar, tanrıların memnuniyetini, tanrıların dostluğunu, ruh parlaklığını (verin) erkek çocuklar, kız çocuklar, torun ve torun çocukları verin. Kaynak Esma REYHAN,Hitit Arşivlerinde Kizzuwatna Kökenli “Tanrıları Çağırma Ritüelleri” , TAD, C.35/S.60, 2016, s.1-38
- Mühr-ü Süleyman, Pentagrammon
Pentagram , Yunancada "beş çizgili" anlamına gelen "pentagrammon" kelimesinden türemiş, beş köşeli bir yıldız sembolüdür. Normal beş köşeli yıldızlardan farklı olarak, çizgileri içeriden birleşiktir. Genellikle tek bir sürekli çizgiyle çizilebilen bu sembol, insanlık tarihindeki en güçlü, en etkili ve en kalıcı sembollerden biri olarak kabul edilir. Anlamı ve Tarihi Pentagramın anlamı ve tarihi oldukça zengindir ve farklı kültürlerde çeşitli yorumlara sahip olmuştur: Antik Çağlar Pentagramın kökeni M.Ö. 3000'li yıllara, Mezopotamya ve Sümerlere dayanır. O dönemlerde tanrıların ve kralların gücünü ve otoritesini temsil ettiği düşünülürdü. Babillilerde beş yönü (ön, arka, sağ, sol ve üst/tepe) gösteriyordu. Pisagorcular Antik Yunan'da Pisagorcular tarafından kutsal bir sembol olarak kabul edildi. Beş elementi (ateş, su, toprak, hava ve ruh) temsil ettiğine inanılırdı. Aynı zamanda altın oranın sembolü olarak da görülürdü. Kötü ruhlara karşı bir koruma aracı olarak kullanılmıştır. Hristiyanlık Bazı Hristiyan yorumlarında İsa Mesih'in beş yarasını temsil ettiği söylenir. Ancak, ters çevrilmiş bir pentagram genellikle şeytani sembolizmle ilişkilendirilmiştir, özellikle modern dönemde bu algı yaygınlaşmıştır. Paganizm ve Wicca Günümüzde büyücülük, paganizm ve Wicca gibi dini ve ruhsal uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu bağlamlarda genellikle koruma, denge, güç ve beş elementin uyumuyla ilişkilendirilir. Beş Element ve İnsan Pentagramın dört köşesi genellikle hava, su, ateş ve toprak gibi doğadaki elementleri temsil ederken, en üst köşesi anlayışı, bütünleşmeyi ve "ruh"u temsil eder. Bu nedenle, pentagram insanla ilgili tüm detayları sembolize etmek için kullanılabilir. Venüs Gezegeni Pentagram genellikle Venüs gezegeni ve Venüs Tanrıçası ile ilişkilendirilmiştir. Mühr-ü Süleyman Bazı inanışlarda Hz. Süleyman'ın mührü olarak da bilinir ve yeryüzü ile gökyüzünün birleşimine, madde ile maneviyatın temsiline işaret ettiğine inanılır. Kullanım Alanları Pentagram sembolü, tarih boyunca birçok farklı alanda kullanılmıştır: Mistik ve Ruhsal Uygulamalar: Ritüellerde, büyü çalışmalarında, sunak araçlarında ve meditasyon gibi spiritüel uygulamalarda enerji dengeleme, arındırma ve odaklanma için kullanılır. Koruma: Birçok toplumca şans getirdiğine ve nazar ile kötü göz karşısında koruyucu olduğuna inanılır. Sanat ve Dekorasyon: Evlerde veya dükkanlarda dekoratif eşya olarak, giyim ve aksesuarlarda mistik bir dokunuş katmak amacıyla kullanılır. Astroloji: Venüs gezegeniyle olan ilişkisi nedeniyle astrolojide de kendine yer bulmuştur. Antik Toplumlar: Kadim uygarlıklarda önemli bir yere sahip olmuştur; Mayalardan Latin Amerika'ya, Hindistan'a, Çin'e, Yunanistan ve Mısır'a kadar birçok yerde kullanılmıştır. Türk Müzik Grubu: Türkiye'de aynı adı taşıyan ve heavy metal müziği yapan Pentagram (Mezarkabul olarak da bilinir) adında köklü bir müzik grubu da bulunmaktadır. Grubun adı, beş düz çizgiyle çizilen yıldız şeklinden gelmektedir. Pentagramın anlamı, onu kullanan kültüre ve bağlama göre değişebilir. Bu sembolün yüzyıllar boyunca süregelen gücü ve etkisi, onun evrensel ve çok yönlü bir sembol olmasından kaynaklanmaktadır.
- İslam kültüründe Şeytan
Şeytan temsili (Gemini) Şeytan, İbranice bir kelimedir. İslâm'da da Tanrı'ya karşı koyan kötü bir varlıktır; kötülüklerin baş failidir; mutlak kötülüktür.İslâm'da şeytan tamamen bireysel bir kötü sahsiyet haline gelmiştir. Hac faraziyesinde seytan taşlanması mit'i gösteriyor ki şeytan her kisinin yanında dolaşan kötü bir karakterdir. Mistik İslâmî yapıya göre şeytan içimizdeki kötülüktür. Ateşten yaratıldığına inanılır. İslâm'da şeytan insanın içindeki ikinci kişilik gibi idrak edilir.
- Yahudi kültüründe Şeytan
Şeytan tasviri ( Gemini) 1947 yılında keşfedilen ve Ölü Deniz Yazmaları olarak adlandırılan İki Ruh Risalesi adlı Yahudi metinlerinde ışığın ruhu ve karanlığın ruhunun her bir insanın kaderini belirlemek üzere Tanrı tarafından yaratıldığını söyler. Şeytanın kontrolündeki cinlere karşı, ışığın oğullarına ışığın prensi önderlik edecektir. Böylece karanlıklar figürünün izini Zerdüştlükten apokaliptik Yahudi metinlerine oradan da Hıristiyanlığa bu inançların intikal ettiğini söyleyebiliriz. Elbette buradan da İslami kültüre aktarıldığı söylenebilir.
- Ehriman? Erlikhan?
Ehriman (temsili) Ehriman ve Erlikhan Zerdüştlük inancına göre kötülüğü temsil eden Ehriman'ın, Türk yaratılış destanındaki Erlik Hanla kişilik ve eylem olarak benziyor olmadı bir tesadüf müdür? Ahura Mazda Ahura Mazda, Zerdüştlükte iyiliğin ruhudur, ışığın saf özüdür. Kötülüğün ruhu Ehriman'dır ve karanlığı temsil eder. İyilik de kötülük de saf iyilik olan Tanrı Ahura Mazda'dan doğar. Zerdüşt inancı saf iyilik ve ışık olarak Ahura Mazda'yı kabul etse de Ahura Mazda kendi bünyesinde kötülüğü de barındırır. Hayır ve şer Tanrı Ahura Mazda'dandır. Erlik Han (temsili) Türk mitolojisinde de Tanrı Kayrahan iyilik, Erlikhan kötülüğü temsil eder. Diğer birçok inanç sisteminde olduğu gibi Türk inancın da düalist bir inanç algısı vardır. Eski Türk inancı ahenkçi düalist yer ve gök inancıdır. Toplumların iletişim ve etkileşimi, geleneklerin ve inançların aktarılması, aynen benimsenmesi veya kültür içinde yoğrulup yeniden tanımlanması sonucu, dünya mitolojilerinde hayatı ve evreni anlamlaştırmaya yönelik bir çok algı benzerlik gösterebilmektedir.
- Kayıp Tanrı Telepinu
Hitit Tanrıları Hititler tanrıları aynı insan gibi düşünmüşlerdir. Tanrılar da insanlar gibi yaşar, sevinir, üzülür, kızar hatta küserlerdi. Kayıp Tanrı Telepuni miti tarım ve bereket tanrısı Telepinu'nun aniden ortadan kaybolması ve bunun sonucunda dünyada kıtlık ve kuraklığın baş göstermesini anlatır. Bir gün Telepinu öfkelenerek ülkeyi terk eder. Bunun üzerine her şey kurur, hayvanlar ve insanlar üremez olur. Diğer tanrılar Telepinu'yu bulmak için çeşitli yollar denerler ancak başarısız olurlar. Sonunda arı tanrıçası Hannahanna'nın gönderdiği bir arı, Telepinu'yu bulur ve onu iğnesiyle sokarak öfkesini yatıştırır. Telepinu ülkesine geri döner ve bereketi yeniden sağlar.
- Atlas, gökyüzünü taşıyan tanrı
Atlas kimdir? Atlas , Yunan mitolojisinde Titan soyundan gelen önemli bir figürdür. İapetos ve Klymene'nin (veya bazı kaynaklara göre Asia'nın) oğludur. Prometheus, Epimetheus ve Menoitios'un kardeşidir. Atlas Atlas, Titanlar ile Olymposlu tanrılar arasında 10 yıl süren büyük savaş Titanomakhia'da Titanların tarafında yer almış, titan ordularnı yönetmiştir. Savaşın sonunda Olymposlu tanrılar galip gelmiş ve Zeus, Titanları cezalandırmıştır. Atlas'ın cezası ise dünyanın en batı ucunda durarak gök kubbeyi omuzlarında taşımak olmuştur. Bu görev, ona sonsuz bir yük ve eziyet getirmiştir. Günümüzde "atlas" kelimesi, harita koleksiyonlarını ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu da Atlas'ın sırtında taşıdığı dünya küresine bir göndermedir. Ayrıca, insan anatomisinde kafatasını taşıyan ilk boyun omuru da "atlas" olarak adlandırılır. Farnase Atlası
- Fırtına Tanrısı ve Arinna'nın Güneş Tanrıçası
Tuvana Kralı Varpalavasın Teşup'a tapınışını gösteren bir taş kabartma Hitti panteonunun başında Teşup/Fırtına Tanrısı bulunmaktadır. Fırtına Tanrısı, ülkenin baş tanrısı ve savaşlarda da ülkenin koruyucu tanrısıdır. Bu tanrı, dağların zirvesinde ve gökte oturur, yağmur ve şimşek gibi gök olayları esnasında ortaya çıkardı. Tanrının kutsal hayvanı boğa kutsal silahı da topuzdur. Arinna'nın Güneş Tanrıçası Panteonun Baş tanrıçası Arinna’nın güneş tanrıçası dır. Askeri sefere çıkmadan önce yazdırılan metinlerde sık sık tanrı isimleri zikredilmiş ve her zaman en başta Arinna Şehri Güneş Tanrıçasının adı yer almıştır. Arinna’nın güneş tanrıçası, Hititlerin imparatorluk döneminde Hitit panteonunu en üst seviyesine yükselmiştir. Metinlerde “Hitit Ülkesinin Kraliçesi, Yerin ve Göklerin Kraliçesi, Hatti Ülkesinin kral ve kraliçelerinin hanımefendisi, Hattinin Kral ve Kraliçesinin hükümetinin yönlendiricisi” olarak bahsedilmektedir. Kaynak: Seval SALIN AKÇELİK/ KAFDAĞI, Cilt:3, Sayı: 1, 2018, 52-70
- Defne'ye dönüşen Peri kızı
Apollon ve Dafne arasındaki hüzünlü aşk Dafne, genellikle bir su perisi (Naiad) olarak tanımlanır ve nehir tanrısı Peneus'un, bazı kaynaklara göre Ladon'un kızıdır. Dafne, bağımsızlığına düşkün, avcılığa meraklı ve evlenmek istemeyen güzel bir peri-nimpa (nymphe)'dır. Güneş, müzik, şiir ve kehanet tanrısı Apollon, bir gün kibirli bir şekilde aşk tanrısı Eros ile alay eder. Bunun üzerine öfkelenen Eros, iki ok fırlatır; Altın uçlu ok Apollon'un kalbine saplanır ve onu Dafne'ye karşı doyumsuz bir aşkla doldurur. Kurşun uçlu ok Dafne'nin kalbine isabet eder ve onu Apollon'a karşı derin bir nefretle doldurur. Aşkın etkisiyle yanan Apollon, Dafne'yi görür görmez ona aşık olur ve onu takip etmeye başlar. Ancak Dafne, Eros'un oku yüzünden Apollon'dan dehşetle kaçar ve onun tüm yakarışlarını reddeder. Apollon bir gün Dafne'yi yakalamak üzereyken, Apollon'a teslim olmak istemeyen genç kız çaresizce babası olan nehir tanrısı Peneus'tan (veya bazı anlatılarda Toprak Ana Gaia'dan) yardım ister. Tam o anda, Dafne mucizevi bir şekilde bir defne ağacına dönüşmeye başlar: Saçları yapraklara dönüşür. Kolları dallara uzanır. Ayakları kök salarak toprağa bağlanır. Vücudu kabukla kaplanır. Dafne mucizevi bir şekilde bir defne ağacına dönüşmeye başlar Aşkına karşılık bulamayan Apollon, büyük bir üzüntüyle defne ağacına sarılır ve ona şöyle der: "Ey en güzel kız, artık benim olamadın. Ama en azından benim ağacım olacaksın. Yaprakların sonsuza dek yeşil kalacak. Zafer kazananlar, kahramanlar ve şairler başlarını senin yapraklarınla süsleyecekler. Sen benim kutsal ağacım olacaksın." O günden sonra defne ağacı Apollon'un sembolü haline gelir. Apollon, başını her zaman defne yapraklarından yapılmış bir taçla süsler ve defne, zaferin, onurun ve sanatın simgesi olarak kabul edilir. Defne ağacı Bu mit, aşkın gücü, reddedilmenin acısı ve doğanın dönüştürücü gücü gibi temaları işler. Ayrıca, bazı coğrafi bölgelerdeki defne ağaçlarının kökenini açıklamak için de anlatılmıştır. Örneğin, Antakya (Hatay) bölgesinde bu mitin geçtiğine inanılır ve buradaki Harbiye Şelaleleri 'nin Dafne'nin gözyaşları olduğuna dair bir inanış vardır. Harbiye Şelaleleri
- Athena; Atina
Athena, Yunan mitolojisinde bilgelik, savaş stratejisi ve el sanatları tanrıçası olarak bilinir. Aynı zamanda Atina şehrinin koruyucu tanrıçasıdır ve zeka, adalet ve koruma ile yakından ilişkilendirilir. Romalılar tarafından Minerva olarak da tanınır. Athena, Atina Athena'nın Doğumu ve Özellikleri Athena'nın doğumu oldukça sıra dışıdır. Annesi Metis'i yutan Zeus'un alnından tam yetişkin ve zırhlı bir şekilde doğduğuna inanılır. Bu olay, onun hem zeka hem de savaş yetenekleriyle doğuştan donatılmış olduğunu simgeler. Genellikle miğfer, zırh, mızrak ve kalkanla tasvir edilir. Kalkanı Aegis üzerinde Medusa'nın başı bulunur. Sembolleri arasında baykuş (bilgeliği temsil eder), zeytin ağacı (barışı ve Atina'ya yaptığı değerli hediyeyi temsil eder) ve yılan yer alır. Atina'nın Rolü ve Önemi Bilgelik Tanrıçası Athena, pratik zeka, strateji ve beceri ile ilişkilendirilir. Anlaşmazlıkların çözümünde ve adil kararlar alınmasında önemli bir rol oynar. Savaş Tanrıçası Ancak Ares gibi vahşi ve kanlı savaşı değil, stratejik ve disiplinli savaşı temsil eder. Kahramanlara savaşta rehberlik eder ve şehirleri korur. El Sanatları ve Zanaatların Tanrıçası Özellikle dokuma, çömlekçilik ve diğer becerikli işlerin koruyucusudur. İnsanlara bu konularda ilham ve yetenek verdiğine inanılır. Atina'nın Koruyucusu Efsaneye göre, Atina şehri için Poseidon ile yarışmış ve zeytin ağacını sunarak şehrin koruyucusu olmaya hak kazanmıştır. Şehir de onun onuruna Atina olarak adlandırılmıştır. Atina'nın Mitolojik Hikayelerdeki Rolü Athena, birçok Yunan mitinde önemli bir rol oynar. Kahramanlara yardım eder, onlara akıl verir ve yol gösterir. Örneğin, Herkül, Odysseus ve Perseus gibi kahramanlara destek olmuştur. Truva Savaşı'nda Akhaların yanında yer almış ve onlara stratejik avantajlar sağlamıştır. Athena, Yunan mitolojisinin en saygın ve etkili tanrıçalarından biridir. Zekası, savaş yetenekleri ve koruyucu rolüyle antik Yunan toplumunda büyük bir öneme sahipti ve günümüzde de bu önemi korumaktadır.
- 2'nci Dünya Savaşından Kalma Tank
2. Dünya Savaşı'ndan kalma ve 2015 yılında bulunan tankın hikayesi Almanya'nın kuzeyindeki Heikendorf kasabasında (Kiel yakınlarında) yaşanan ilginç ve biraz tuhaf bir olaydır. Bu tank, Panzer V Panther (Panther tankı) olarak bilinen ünlü bir Alman orta tankıdır. Hikayenin özeti 2015 yılında Alman polisi, Berlin'den gelen bir ihbar üzerine (çalıntı Nazi sanat eserleri soruşturması kapsamında) 78-84 yaşlarındaki (kaynaklara göre yaş değişiyor ama emekli bir adam) bir emeklinin evini aramaya gitti. Evin bodrum katında (veya yeraltı garajında) şok edici bir keşif yapıldı: Tamamen çalışır durumdaki veya restore edilmiş bir Panther tankı (yaklaşık 45 ton ağırlığında, 1943 yapımı), bir torpido, 88 mm'lik uçaksavar topu, havanlar, makineli tüfekler, 1500'den fazla mermi ve çeşitli Nazi dönemi eşyaları (Hitler büstleri, SS üniformalı mankenler, swastika bayrakları vb.). Tank, paletleri olmadan bodruma indirilmiş ve yıllarca orada saklanmıştı. Adamın tankı hurda olarak satın aldığı ve 1970'lerden beri evinde tuttuğu belirtiliyor. Hatta 1978'deki bir kar fırtınasında tankla dolaştığına dair yerel söylentiler bile var! Tankın çıkarılması Tankı çıkarmak için Bundeswehr (Alman ordusu) devreye girdi. 20 asker, 9 saat süren bir operasyonla 6 adet modern zırhlı kurtarma aracı (Pionierpanzer Dachs) kullanarak tankı vinçlerle kaldırıp evin bahçesinden çıkardı ve nakil aracıyla götürdü. Bu olay dünya çapında haber oldu ve "bodrumdaki Nazi tankı" olarak viral hale geldi. Sonrası ve yasal süreç Tankın çalışır durumda olup olmaması (yasal olarak "savaş silahı" sayılıp sayılmaması) nedeniyle uzun bir hukuk tartışması yaşandı. 2021'de adam para cezasına çarptırıldı (yaklaşık 250.000-293.000 Euro), tankı ve diğer eşyaları satması veya yeni yer bulması istendi. Tankın değeri milyonlarca dolar; bir ABD müzesinin satın almak istediği söyleniyor. Bu olay, II. Dünya Savaşı'ndan kalan askeri eşyaların hala bazı koleksiyoncularda saklandığını gösteren nadir ve çarpıcı bir örnek. Eğer başka bir tankı (mesela Polonya'da nehirden çıkarılan StuG IV gibi) kastettiysen belirt, ama 2015'te en çok ses getiren ve "bulunan" bu Heikendorf Panther'ıdır.
- StuG IV Sturmgeschütz IV
Bir nehir yatağında gömülü halde bulunan Stug IV Polonya’da bir nehirden çıkarılan StuG IV , II. Dünya Savaşı’ndan kalma en dikkat çekici askeri keşiflerden biri olarak tarihe geçti. Olayın Hikâyesi 2010’lu yıllarda Polonya’da yapılan arkeolojik ve askeri araştırmalar sırasında, bir nehir yatağında gömülü halde bulunan bu araç, uzun süre su altında kaldığı için oldukça iyi korunmuş durumdaydı. Çıkarıldığı yer genellikle Pilica Nehri çevresi olarak bilinir. Bu StuG IV’ün, II. Dünya Savaşı sırasında Alman ordusu tarafından kullanıldığı ve geri çekilme sırasında ya batırıldığı ya da çatışma sonucu nehre düştüğü düşünülüyor. StuG IV Nedir? StuG IV (Sturmgeschütz IV) , Nazi Almanyası tarafından üretilmiş bir "sahhra topu"dur. Tanktan farklı olarak döner kuleye sahip değildir; sabit bir topu vardır. Temel özellikleri 75 mm top (StuK 40 L/48) Düşük profil (saklanması kolay) Tank avcısı olarak etkili PzKpfw IV şasisi üzerine kurulmuştur. Bu araçlar özellikle Doğu Cephesi’nde, yani Sovyetler Birliği’ne karşı yoğun şekilde kullanılmıştır. Neden Önemli? Bu keşif birkaç açıdan oldukça değerlidir; Tarihi koruma: Su altında kalan araçlar oksijenle temas etmediği için daha az paslanır. Askeri arkeoloji: Savaşın son dönemlerine dair ipuçları sunar. Müze değeri: Çıkarılan StuG IV, restore edilerek sergilenebilecek nadir örneklerden biridir. Günümüzde Nerede? Çıkarılan StuG IV’ün bazı parçaları restore edilmek üzere müzelere taşınmıştır. Polonya’da özellikle askeri müzeler, bu tür buluntuları sergileyerek savaş tarihine ışık tutmaktadır.
- Renkli yüzlü maymunlar
Mandrill Maymunları Nedir? Özellikleri, Yaşam Alanları ve İlginç Bilgiler Mandrill maymunları, bilim dünyasında Mandrill adıyla bilinen, dünyanın en büyük maymun türlerinden biridir. Renkli yüzleri ve dikkat çekici görünümleriyle tanınan bu hayvanlar, özellikle Afrika’nın tropikal ormanlarında yaşar ve sosyal yapılarıyla dikkat çeker. Mandrill Maymunlarının Fiziksel Özellikleri Mandriller, güçlü ve iri yapılı primatlardır. Erkek mandriller dişilere göre çok daha büyüktür ve daha canlı renklere sahiptir. Yüzleri kırmızı ve mavi çizgilerle süslüdür Burunları parlak kırmızı renktedir Arka kısımları mor ve mavi tonlarında olabilir Erkekler 30 kg’a kadar ulaşabilir Keskin dişleri ve güçlü çeneleri vardır Bu renkler sadece estetik değil, aynı zamanda sosyal iletişimde de önemli bir rol oynar. Mandrill Maymunları Nerede Yaşar? Mandrill maymunları, Orta Afrika’nın yoğun yağmur ormanlarında yaşamını sürdürür. Özellikle; Gabon, Kamerun, Kongo Cumhuriyeti gibi ülkelerde yaygın olarak bulunurlar. Genellikle orman tabanında yaşarlar, ancak gerektiğinde ağaçlara da tırmanabilirler. Sosyal Yapıları ve Davranışları Mandriller son derece sosyal hayvanlardır ve büyük gruplar halinde yaşarlar. Bu gruplar bazen yüzlerce bireyden oluşabilir. Grupların lideri genellikle dominant bir erkektir. Dişiler ve yavrular daha küçük alt gruplar oluşturur. İletişim için sesler, mimikler ve renk değişimleri kullanılır. Bu sosyal yapı, onları doğadaki en organize primat topluluklarından biri haline getirir. Renkli yüzleriyle ünlü maymunlar. Beslenme Alışkanlıkları Mandrill maymunları omnivor yani hem etçil hem otçul canlılardır. Beslenme listeleri oldukça geniştir; Meyveler ve tohumlar Böcekler Küçük omurgalılar Kökler ve yapraklar Bu çeşitlilik, onların farklı ortamlarda hayatta kalabilmesini sağlar. Mandrill Maymunları Tehlikeli midir? Mandriller genellikle insanlardan uzak durmayı tercih eder. Ancak tehdit altında hissederlerse agresif davranabilirler. Güçlü dişleri ciddi yaralanmalara neden olabilir Erkekler bölge koruma konusunda hassastır. Doğada karşılaşılması nadirdir Bu nedenle doğal ortamlarında gözlemlenirken dikkatli olunmalıdır. İlginç Bilgiler Mandriller, yüz renkleri en parlak olan memelilerden biridir Erkeklerin yüz rengi ne kadar canlıysa, o kadar güçlü kabul edilir The Lion King filmindeki Rafiki karakteri bir mandrilden esinlenmiştir Büyük gruplar halinde yaşamaları onları diğer maymun türlerinden ayırır Mandrill Maymunlarının Korunma Durumu Mandrill maymunları, yaşam alanlarının yok olması ve avlanma nedeniyle tehdit altındadır. Ormanların tahrip edilmesi bu türün geleceğini riske atmaktadır. Koruma çalışmaları, özellikle Afrika’daki doğal yaşam alanlarının korunmasına odaklanmaktadır. Mandrill maymunları, hem fiziksel görünümleri hem de sosyal yapılarıyla doğanın en etkileyici canlılarından biridir. Renkli yüzleri ve karmaşık topluluk düzenleri, onları diğer primatlardan ayırır. Ancak yaşam alanlarının korunması, bu benzersiz türün geleceği için kritik önem taşımaktadır.
- Fizyonomide Geniş Saç Çizgisi
Fizyonomide geniş saç çizgisi nasıl yorumlanır? Fizyonomide Geniş Saç Çizgisi Bu tip saç çizgisine sahip bireylerin genel özellikleri Çatışma Odaklı ve Baskın Karakterdirler En ufak konuda bile üste çıkma eğilimleri nedeniyle, sadece kendilerini savunmakla kalmayıp, tartışmaları kendi lehlerine çevirmek için bilinçli olarak gerilim yaratabilirler. Tartışmalarda en ufak bir konuda bile üste çıkma eğilimleri oldukça yüksektir ve bu yüzden evlilik ya da iş ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Empati Eksikliği ve Sınır Tanımazlık Kendi özgürlüklerine aşırı düşkün olup başkalarının alanına rahatlıkla girmeleri, empatiden yoksun olduklarını ve başkalarının kişisel sınırlarına saygı duymakta zorlandıklarını gösterir. Haklarını savunmakta çekinmezler. Geniş saç çizgisine sahip kişiler, haklarını savunma konusunda oldukça cesur olup, kendi haklarını başkalarının üzerinde görme eğilimindedirler. Tartışmalarda her zaman üste çıkmaya çalışırlar ve iradeleri çok güçlüdür. Bir insanın saçları ne kadar geriden başlarsa hakkını savunmakta o kadar ısrar eder çünkü alın iradedir. Alın ne kadar açık olursa, kişi iradesini o kadar ön plana çıkarır, asla geri adım atmaz. ‘Benim alnım açık’ cümlesi buradan gelir. Tavizsiz ve İnatçı Yapı Geri adım atmamaları ve iradelerinin güçlü olması, ilişkilerinde uzlaşmaya kapalı olduklarını ve kendi bildiklerinden şaşmadıklarını gösterir. Bu da onların esnek olmaktan uzak bir yaşam sürmelerine neden olur. Özellikle çenesi daha bir öne doğruysa bu insanlar asla geri adım atmazlar. Eğer eşi veya ortağı da bu şekildeyse ayrılık getirir. Nasıl davranacağına kendi karar verir. Sevgili, flört veya evlilik durumları iyi gitmez Otoriteye Karşı Direnç Anne-baba sevgisi azdır. Anne-babalarına karşı gösterdikleri isyan, sadece aile içi bir durum değil, genel olarak otorite figürlerine karşı bir direnç sergilediklerini gösterir. Onlar için tek doğru, kendi kararlarıdır. Anne-babasına genellikle öfkelidir çünkü ilk kızmaya başladığı, dirayet göstermeye başladığı kişi anne-babasıdır. Böyle bir çocuk varsa anne-baba bir süre sonra isyan etmeye başlar. Anneyi-babayı isyan ettiren insanların da hiçbir işi rast gitmez o yüzden bu tür insanların genellikle işleri rast gitmez. Özellikle feminist derneklerde ya da kadın hakları savunucularında bu tür saç şekline sahip kişilere rastlamak mümkündür. Özgürlüklerine çok düşkündür, hiç kimsenin kendi alanlarına girmesini istemezler ama kendileri başkalarının alanlarına girmekten bir beis görmezler. Yalnızlık ve Uyum Sorunları Bu tip insanlar, aile içi ya da sosyal ilişkilerde geçimsizlikle bilinirler. Toplum tarafından sevilmemeleri ve hoş karşılanmamaları, bu özelliklerinin sosyal çevrede uyum sorunlarına ve yalnızlığa yol açtığını gösterir. Bu durum, onların dış dünyayla olan ilişkilerini zedeler. Elleri de desteklerse toplum tarafından pek sevilmezler, gittikleri yerlerde de pek hoş karşılanmazlar. Özellikle gururlu ve kibirliyseler, hiç sevilmeyen tiplerdir. Müthiş işler başarırlar Diğer alametler de desteklerse gerçekten de müthiş işler yapar, kendi kararlarını kendi verirler. Tavizsiz, inatçı ve dirençli yapıları olumlu yönlendirildiğinde işlerinde başarılı olmaları ihtimalini güçlendirir.
- Fizyonomide Dul Zirvesi
Dul zirvesi saç biçimi Dul zirvesi ne demek? "Dul zirvesi" adı verilen saç çizgisi, M tipi saç çizgisine benzese de bu durum saçın alın ortasında bir çıkıntı yaparak öne çıkmasıyla ayırt edilir. Saç yapısında "dul zirvesi" adı verilen şekle sahip olan bireyler; Müthiş bir üretken zekâya sahiptir. Farklı ve etkin çözümler üretirler. Yüksek ihtimalle makam ve zenginlik elde eder. Çevresi tarafından güvenilirdir. Rahat ve özgürlüğüne düşkündür. Sanatsal becerileri yüksektir. Düşünce yapısı, bakış açısı biraz daha keskindir ve pratik çözüm üzerinedir. Esnek iş modellerinde çok verimli olur. Yenilikçi bir lider olma özellği vardır. Üretken zekâları ve farklı çözümler bulma yetenekleri, onları mevcut sistemlere bağlı kalmak yerine, kendi yollarını açan yenilikçi liderler yapar. Özellikle sanatsal becerileri de bu yaratıcılıklarını destekler. Fırsatları dönüştürme becerisine sahiptir. Miras ve zenginliğin kendiliğinden gelmesi ya da eş kaybı gibi büyük yaşam değişiklikleri yaşamaları, olumsuzlukları bile kendi lehlerine çevirebilecek kadar güçlü bir adaptasyon ve dönüşüm yetenekleri olduğunu gösterir. Çevresinde güven ve etki alanı yaratır. Çevreleri tarafından güvenilir bulunmaları, sadece dürüst oldukları için değil, aynı zamanda düşünce yapıları ve pratik çözümleri sayesinde insanları kolayca etkileyip yanlarına çekebildikleri içindir. Girişimcilik ruhuna sahiptir. Esnek iş modellerinde verimli olmaları ve emir almaktan hoşlanmamaları, geleneksel kariyer yolları yerine kendi işlerini kurma ve yönetme eğiliminde olduklarını gösterir. Hızlı çğrenme ve karar verme yeteneği vardır. Pratik çözüm odaklı ve keskin bir bakış açısına sahip olmaları, karmaşık durumları hızlıca analiz edip doğru kararı verebildiklerini gösterir. Bu da onları kriz anlarında aranılan kişiler yapar. Diğer hususlar; Kaş kemikleri çıkıksa emir almaktan ve yönetilmekten hoşlanmaz. Dikdörtgen yüzlü bir kişi, dul zirvesine sahipse, eşinin vefatından sonra kendini hayır işlerine adayabilir ya da bir hayır kurumu kurarak toplum yararına çalışabilir. Fizyonomi açısından bu tür insanlar kaderlerinde büyük değişiklikler yaşar. Bu saç tipine sahip kadınların büyük bir kısmının eşlerinin erken yaşta vefat ettiği gözlemlenmiştir. Bu kişiler yaratıcı, çözüm üretme konusunda yetenekli ve hızlı düşünceye sahip olurlar. Özellikle elindeki çizgiler de desteklediğinde bu kişiler mutlaka başarılı ve zengin olurlar.

























